Yüzüklerin Efendisi : Kralın Dönüşü - Detaylı Bilgiler

Oy ver
(1 Oy)

Kendi arşivimizde bulunan ve "Umut Sanat"ın hazırlamış olduğu yazımıza "Yüzüklerin Efendisi : Kralın Dönüşü" ile devam ediyoruz.. İşte Kralın Dönüşü ilgili tüm bilmek istedikleriniz ve detayları..


YÜZÜKLERİN EFENDİSİ: KRALIN DÖNÜŞÜ

“Dışarıda büyük bir savaştasın ve içeride elleri ve dizleri üstünde bir dağa tırmanan, iki küçük Hobbit, Frodo ve Sam’e sahipsin. Bu iki karakterin aralarındaki ilişki, filmin kalbini oluşturuyor.

Yapımcı/ Yönetmen/ Yardımcı Senarist: Peter Jackson

Kardeşliğin yolculuğu sona yaklaşıyor.

Sauron’un güçleri, insan ırkına karşı düzenlediği bu son kuşatmada Gondor’un başkenti Minas Tirith’e saldırıyor. Etkisiz bir vekilharcın gözetimi altındaki bir zamanların görkemli krallığı, kralına hiçbir zaman bu kadar umutsuzca ihtiyaç duymamıştı. Peki ama Aragorn kanında var olan gerçeği kabullenip kaderiyle yüzleşmek için harekete geçme cesaretini kendisinde bulabilecek mi?

Gandalf, çaresiz bir şekilde Gondor’un dağılmış güçlerini harekete geçirmeye çalışırken, Théoden de savaşa katılmak için Rohan’ın savaşçılarını bir araya toplamaktadır. Eowyn ve Merry’nin de aralarında saklanmakta olduğu insan orduları, tüm cesaret ve tutkulu sadakat duygularına rağmen, krallığın üzerine akın akın gelmekte olan düşmanla denk güçte değillerdir.

Her zafer büyük fedakarlıklar gerektirir. Verdikleri büyük kayıplara rağmen, Kardeşlik kendilerini bekleyen en büyük savaşa doğru ilerlemektedir.  Yegane amaçları, Sauron’un dikkatini dağıtarak, Frodo’ya görevini tamamlayabilmesi için bir şans  vermektir.

Tehlikelerle dolu düşman topraklarında yaptıkları yolculuk sırasında Frodo, Sam ve Gollum’a giderek daha fazla güvenmek zorundadır. Zira Yüzük, sadakatini ve en önemlisi insanlığını sınamaya devam etmektedir.


KRALIN DÖNÜŞÜ FİLMİNİN CAN DAMARLARI;

SADAKAT, KADER VE UMUT

“Büyük savaşların yanı sıra içten hikayeler ve duygusal bir konu var. Kralın Dönüşü’nün gücü de burada yatıyor.”

Yapımcı/ Yönetmen/ Yardımcı Senarist: Peter Jackson

Kral’ın Dönüşü, Yüzüklerin Efendisi destanının diğer bölümleriyle kıyaslandığında, Tolkien’in romanının kalbinde yer alan ebedi temaları en çok aydınlatandır. “Takip ettiğimiz farklı hikayeler, karakterlerin çıktıkları yolculuklar - umursadıkları, savaş verdikleri, hatta dostlarının uğruna öldükleri şeyler - bizi en sonunda bu filme ulaştırıyor.” diye belirtiyor Peter Jackson. “Bu hikaye tamamlandığında bütün karakterler değişecek. Asla eskisi gibi olmayacaklar. Kralın Dönüşü, üçlemenin en duygusal filmi.”

Muazzam bir görsellik sergilemesine rağmen, Kralın Dönüşü filmindeki asıl çarpıcı nokta, bu destansı üçlemede tanıştığımız karakterlerin duygusal mücadeleleridir. Yapımcı Barrie M. Osborne’un bu konudaki yorumu; “Hikayelerin gelişimi sırasında tanıdığımız ve sevdiğimiz bütün karakterler duygusal bir çözülme yaşıyorlar.” şeklinde. “Başarılı mı olacaklar yoksa her şeyin sonu felaket mi olacak? Bence bu izleyicileri hem keyiflendirecek hem de gözyaşlarına boğacak.”

İSTEKSİZ KRAL

“Kralın Dönüşü” adı, Viggo Mortensen’in canlandırdığı Aragorn karakterine gönderme yapmaktadır. Gondor krallığının varisi olan Aragorn, kendisine kalan mirastan saklanmış ve kılık değiştirmiş; Sauron’a karşı gizli askeri operasyonlar düzenleyen gizemli kolculardan Yolgezer olarak hayatını sürdürmektedir. Ancak Gondor’un tahtı boştur. Krallık çöküş dönemindedir. Sauron, tüm Orta Dünya ırklarının kökünü kazımak için bir tehdit haline geldiğinde, Aragorn’un öne çıkarak, liderlik olan kaderiyle acilen yüzleşme zamanı gelmiştir. Peter Jackson’ın yorumu; “Krallık görevini nasıl üstlenir, öyle bir yükü nasıl taşıyabilirsiniz? Nasıl ‘Peşinden gitmeniz gereken kişi benim’ diyebilirsiniz? Asıl mücadelesi bununla; çünkü gücün yapabileceklerini gördü.” şeklinde.

Daha fazla güç isterlerken gözden düşen soyu ve atalarının tam aksine, Aragorn doğru kişi olup olmadığı konusunda endişeler taşımaktadır. “O tahtın varisi, Minas Tirith’teki taht üzerinde hak iddia edebilecek tek kişi kendisi. Ama insanoğlunu yönetecek kadar değerli olup olmadığından emin değil. Aragorn’un kendi insanlarındaki asalete inanmaya ihtiyacı var.” diyor Jackson.

Mortensen, Aragorn’u gerçek niyetlerini gizlemiş, yeteneklerini tam olarak göstermeyen liderlerden biri olarak tanımlıyor. “Hem bireylerden hem de bir süre için bütün dünyadan...” diye açıklıyor. “Bu karakter, tıpkı Musa ve Kral Arthur gibi, kendilerini tanımayan toplumlar tarafından yetiştirildi. Tıpkı Elf’lerin Ayrıkvadi’de Aragorn’u yetiştirdikleri gibi. Bu liderlerin ortak özelliği, geçmişte olanları anlayarak, geleceğe kendilerini adamalarını gerektiren bir kaderi sonuna kadar izlemelerinin gerekmesi.”

Üstelik Aragorn için taht, atalarını önce ayartan ve en sonunda yok eden güç arayışının ta kendisini ifade etmektedir. Güç, Aragorn’u kendisi yapan her şeyi değiştirebilir. Aragorn yolculuğunda, liderlik için yapılan çağrının, aslında hiç de güç için olmadığını anlıyor. “Ortada düşmanın eline geçmek üzere olan bir şehir var.” diye açıklıyor yardımcı senarist Philippa Boyens. “Sonuçta pek çok insan ölecek. Aragorn eğer kendi ellerindeyse, ve insanların hayatlarını kurtarabilecekse görevi üstlenmeyi kabul ediyor. Bir adım öne çıkıyor. İçi çok temiz, Yüzük’ün onu etkisine alamamasının nedenlerinden birisi de bu. Çünkü o, güç uğruna gücün peşinde değil.”

Kardeşliği, görevi üstlenmesi için harekete geçiren ve Frodo’yu Mordor’a gönderen Gandalf (Ian McKellen), bu arayışta üstlendiği rolde karşılaşacağı tepkilerle yüzleşmek zorundadır. Gandalf, artık yardımsever bir yabancı olmanın ötesinde, kazanması gerektiğine inandığı tarafın yanında aktif olarak savaşa katılır. “Bir açıdan, Gandalf bu savaşta bir general.” diye yorumluyor Boyens. “Olanları tetikleyen ve bu hale gelmesine neden olan kişi kendisi. Bu yüzden üzerine düşen sorumluluğu almak zorunda. Bu çok büyük bir kumardı. Eğer güç farklı bir şekilde kullanılırsa, değişik ama eşit derecede derin bir iz bırakacaktı.”

UMULMADIK KAHRAMANLAR

Eowyn (Miranda Otto) ve Merry (Dominic Monaghan) Rohan ileri karakolu Dunharrow’da bırakılmışlardır. Eowyn bir kadın, Merry’de bir Hobbit olduğu için. “Rohan topraklarında bir kadın olarak oynaması gereken rol, Eowyn’i hiç de tatmin etmiyor.” diye belirtiyor Jackson.  “Onda savaşçı bir ruh var. İnsanlarını korumak istiyor. Büyük bir sevgiyle bağlı olduğu Kral olan amcasını korumak istiyor. Bu nedenle onu sinsice dolambaçlı bir şekilde savaşa katılırken görüyoruz. Bir kez olayların içine girdiğindeyse, savaşın gerçek korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacak.”

Eowyn’in bu savaştaki ruh ikizi ve ortağı, savaşın tıpkı kendisi gibi değiştirdiği Merry. Savaşı onun gözlerinden görmek gerçekten korkunç.” diyor Monaghan.  “Merry’yi o durumda görmek, kan, ter ve gözyaşları içinde, savaşın berbat gerçekliğinde yaşadıklarını görmek gerçekten çok sarsıcı. Ancak Merry, en az herkes kadar orada bulunma hakkı olduğuna inanıyor. Onun da uğruna savaştığı amaçlar aynı; arkadaşlarını ve dünyayı kurtarmak.”

Savaşın en can alıcı bir noktasında, umulmadık cesaretleri ve güçlü sadakat duyguları, olayları düşmanın aleyhine çevirecektir.

BABALAR VE OĞULLAR

Boyens’in yorumu; "Üçüncü filmin büyük bölümü babalar ve oğullar arasında çatışmalar. Nasıl Gollum'un şizofrenisi hikayenin içine gizlenerek sizin bulmanızı bekliyorsa, babalar ve oğulların hikayesi de böyle."

Yüzüklerin Efendisi’nde, babaların yaptıkları bütün hareketler ileride dönüp dolaşıp oğullarının önüne çıkıyor. Benzer bir biçimde, erkek ve kız çocukları, anne ve babalarının çizgileriyle, çoğunlukla, tam olarak zıt kutuplara yerleştiriyorlar. Eowyn’in babası yerine geçen Théoden, onun savaşa katılmasına izin vermiyor. Ancak Eowyn, Theoden’in ordusu içinde, hayati bir rol oynuyor. Théoden ise, kendisi Solucandil’in zehirinin etkisi altındayken ölen oğlunu aklından çıkaramamaktadır.

Arwen’e olan aşkı ve yanında kalması için duyduğu arzu nedeniyle, Aragorn kendisini yetiştiren babalığı Elrond’un isteklerine taban tabana zıt düşmekteydi. Bu ihtilaf, Aragorn’un Ölülerin Yoluna gitme kararını vermesine neden olur.  Çünkü Kralların Kılıcı’nı yeniden döverek Aragon’a vermek ve onu kullanması için iyi dileklerini sunmak zorunda olan Elrond’dur. Bütün kardeşlik için bir baba sayılabilecek Gandalf ise en kırılgan "oğlu" Frodo’yu en acımasız ve affı olmayan göreve, Yüzük’ü Hüküm Dağın’da yok etmeye gönderir; ancak kendisine en çok ihtiyaç duyduğu anda Frodo’nun yanında olamaz.

Ancak belki de en önde gelen ve yürekleri sızlatan ilişki ise Denethor (John Noble) ve oğulları Boromir (Sean Bean) ve Faramir (David Wenham) arasında yaşanandır.

Kralının yokluğunda Gondor’u gözetmekle görevli olan Denethor, en sevdiği oğlu Boromir’in ölümü ile umutsuzluğa düşmüştür. Yaşayan tek oğlu Faramir’in ise, şansı varken Yüzük’ü alıp Gondor’a getirmemesinin, bir hayal kırıklığı olduğuna inanmaktadır. Noble bu konuda şöyle diyor; “Boromir, Denethor’un en sevdiği oğluydu çünkü babasının bir aynasıydı. Güçlü bir savaşçı ve doğuştan liderdi. Faramir ise daha gözlemci ve akademisyen bir ruha sahipti, bir bakıma Gandalf’ın bir yansıması denebilir. Boromir’in ölümü Denethor için dayanılmaz bir acıdır. Adeta kendi ölmüş kadar acı çekmektedir.”

İçindeki suçluluk duygusu, belki de çılgınlıkla, Denethor, Faramir’i düşen şehir Osgiliath’ta Orklar’a karşı asla kazanamayacağı bir savaşa gönderir. Faramir istekli olarak gider. “Faramir çok açık sözlü, asla politik davranmıyor” diyor Wenham.  “Babası bir şekilde ona güvenmiyor. Faramir’e doğasına hiç uymayan, ona işkence eden bir görev veriyor. Çok fazla sayıda insanı kendi önderliğinde zorlu ve sert ortamlara sokmaya mecbur bırakılıyor. Ancak Faramir babasını seviyor ve ona güveniyor. Aslında babasının onayını alabilmek için kendini ölüme sürüklüyor. Osgiliath’a geri dönmenin hiçbir faydası olmadığını biliyor; ancak Gondor’un ve Orta Dünya’nın geleceği için seve seve kendi canını vermeye hazır.” “Boşuna ve aptalca bir girişim” diyor Boyens.  “Ancak davranış kendi içinde çok cesurca. Acı ve cefa içindeki genç bir askerin babasının sevgisini kazanmak için verdiği mücadele. Gandalf ona şöyle söylüyor ‘Baban seni seviyor. Sona gelmeden önce bunu hatırlayacaktır. Bu yüzden hayatından vazgeçme.’ Savaş şartlarında, boşuna yapılan, yararsız şeyler, genellikle çok kişisel nedenlerle, insanların başka insanların hayatlarıyla oynamasıyla ortaya çıkar.”

FRODO’YA BİR ŞANS YARATMAK:

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ:KRALIN DÖNÜŞÜ’NÜN HİKAYESİ

“Üçüncü filmin nereye gittiğini öğrenmek istiyorsanız bekleyip Elijah’nın nereye gittiğine ve zavallı Bay Frodo’ya neler olduğuna bakın.”

—Sean Astin

Yüzüklerin Efendisi: İki Kule filminin son sahnelerinde Miğfer Dibi savaşı sona ermiş, Orta Dünya savaşı henüz başlamıştı. “Miğfer Dibi Savaşı sadece bir çatışmaydı.” diyor Peter Jackson. “Gerçek savaş bu. Bu, geleceğin belirleneceği bir savaş.Sauron mu kazanacak? İnsanoğlu mu kazanacak?”

Kardeşliğin üyeleri farklı yerlere dağılmışlardı; Aragorn (Viggo Mortensen), Legolas (Orlando Bloom) ve Gimli (John Rhys-Davies) Rohan’da Théoden’le (Bernard Hill) birlik oluyorlar. Merry (Dominic Monaghan) ve Pippin (Billy Boyd), Saruman’ın Isengard Kulesinin Entler tarafından yok edilişine tanık oluyorlar. Frodo (Elijah Wood) ve Sam (Sean Astin) ise Gollum (Andy Serkis) rehberliğinde Hüküm Dağı’na ve belirsiz kaderlerine doğru giderek yaklaşıyorlar.

GONDOR’A UMUT GELİYOR

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü filminin hemen başında, Pippin (Billy Boyd) merakına engel olamayıp ellerini Isengard’daki Palantir’e koyar. Sauron’un gözüyle direkt temasa geçen bu küre, Kara Lord’u Yüzük Taşıyıcının Pippin olduğuna ikna eder. “Pipin, Palanthir’i aldığında, Gandalf onun ölümcül bir tehlikede olduğunu fark eder. Güvende olabileceği tek yerin Minas Tirith olacağına karar verip yola çıkarlar. Böylece Pippin kendini yeni bir ülkede, yeni bir maceranın ortasında bulur.” diyor Billy Boyd.

Yolculukları başladığından bu yana Merry ve Pippin ilk kez ayrılıyorlardır. Philippa Boyens, bu iki dostun neredeyse tek vücut olarak hareket ettiklerini söylüyor. “Ancak ayrıldıkları zaman bile birbirlerine karşı dürüstler. Çünkü birbirlerinden öğrendikleri, dostluğun kazandırdıklarından biri de bu.”

Ak Şehre girerlerken, Gandalf ve Pippin Gölgeyele’yi yedinci katın yüzlerce basamak yukarısına, yerden bin feet (300 metre) yukarıya doğru sürerler. Kralların Avlusundaki, bir zamanlar Gondor kanunlarının sembolü olan ve bayrağında yer alan, Ak Ağaç solmuştur. Aragorn’un atalarının gözden düşmesinden beri, Minas Tirith çöküş dönemine girmiştir ve şu anda Denethor’un (John Noble) vekilharçlığında yönetilmektedir. “Gondor’un yönetimi, tahta geçici olarak vekalet etmesi gereken Vekilharçların elindedir.” diyor Jackson. “Mevcut Vekilharç, Boromir ve Faramir’in babaları olan Denethor’dur. John Noble rolünü başarıyla canlandırıyor. Büyük bir baskı altında çünkü Mordor yeniden güçlenmiş ve Gondor’a karşı son saldırısına hazırlanmaktadır.”

“Denethor, insanoğlunun galip geleceğine dair inancını kaybetmiştir. Denethor Kral Lear kalıplarında muhteşem bir trajik karakter” diyor Noble. “Gerçek kralın dönüşüne kadar tahta vekalet ettiğini biliyor. Asaleti ve akıl sağlığı; Yüzük’e duyduğu arzu, Aragorn’un geri dönmek üzere oluşu, Boromir’in ölümü ve Faramir’in yaralanması ile adeta bir sınav veriyor. Sonunda içinde bulunduğu depresyon ve paranoya korkunç sonuçlara ulaşıyor.

ROHAN VE AYRIKVADİDE’Kİ KAYIP VE ÖLÜMLER

Rohan’ın başkenti Edoras’ta, Aragorn (Viggo Mortensen) yol arkadaşları Gimli (John Rhys-Davies) ve Legolas’la (Orlando Bloom) birlikte, yaklaşan savaş öncesinde, Kral Théoden’in (Bernard Hill) hizmetine girerler.

Arwen, Orta Dünya’da Ayrıkvadide Aragorn’la birlikte ölümlü olarak yaşamakla, ailesiyle gidip ölümsüz olmak arasındaki tercihini çoktan yapmıştır. “Arwen, Aragorn’la bir gelecek için umut ve inancını koruyor.” diyor Liv Tyler. “Sevdiği erkek olmadan sonsuza kadar yaşamaktansa umut ederek ölmeyi tercih ediyor. Etrafındaki karanlık çemberin giderek daralmasına rağmen bu umuduna sarılıyor.”

“Bu dünyada yaşama yeteneği giderek azalıyor.” diye tarif ediyor Jackson.  “Giderek zayıf düşüyor. Üzerine çöken bu karanlığa ve zayıflığa daha fazla dayanıp dayanamaması, tıpkı zamana karşı verilen bir yarış gibi, Aragorn ve Frodo’nun Sauron’a karşı zafer kazanıp kazanamamalarına bağlı.”

Babası Elrond’a (Hugo Weaving) göre, kalma kararı idam fermanı anlamına geliyor. “Kızının feragat ettiği şeyler nedeniyle karşılaşması gerekenleri Elrond’un kabullenmesi gerekiyor.” diyor Hugo Weaving. “Aragorn bir insan, kızı ise bir Elf. Eğer onunla kalırsa, eninde sonunda onsuz yaşamak zorunda kalacak çünkü Aragorn ölecek.”

Elrond tarafsız kalamaz., Isildur’un antik kılıcı olan ve Yüzük’ü Kara Lord’un elinden kesen Narsil’in parçalarıyla Andúril’i döver. “Narsil’in parçaları binlerce yıldır Ayrıkvadi’deydi.” diye açıklıyor Weaving.  “Aragorn’un Sauron’a karşı savaşabilmek için o kılıca ihtiyacı var. Aragorn’un babalığı olan Elrond, onu kılıcı almak üzere harekete geçiren bir katalizör görevi görür.”

Aragorn, Legolas ve Gimli ÖLÜLERİN YOLUNDA

Cesaretlendirilen Aragorn, Dunharrow üzerindeki Ak Dağlar arasından geçen Ölülerin Yolundan gitmesi gerektiğine inanır. Burası hiçbir insanın sağ tamamlayamadığı bir güzergahtır. “Burada, uzun zaman önce Isildur’a bağlılık yemini eden ancak Sauron tarafından yozlaştırılarak bu dünya ile diğer dünya arasına sıkışmış varlıklar var.” diye açıklıyor Mortensen. “Gondor’un kendilerine en fazla ihtiyaç duydukları anda sadece Isildur’a değil, birlikte Sauron’a karşı savaş veren iyiliğin güçlerine, İnsanlara ve Elf’lere de ihanet ettiler. Savaş bittikten sonra -Isildur’un bir varisi tarafından çağırılana kadar- burada hayalet gibi yaşamaya mahkum edildiler.”

Tahtın gerçek varisi olan Aragorn, bu varlıkları kendi yanında Minas Tirith’te savaştırarak gururlarını tekrar kazanmalarını sağlayabilecek ve onları bu yaşayan ölü hallerinden kurtararak, ruhlarını özgür bırakabilecek tek kişiydi. Ancak Aragorn öncelikle, bu varlıkların bulunduğu bölgeye bile girerken karşı karşıya geldiği, kendisinden şüphe duyma hastalığının üstesinden gelmeliydi. “Eğer yeteri kadar konsantre olmazsanız, ya da sizi harekete geçiren nedenler yeterince saf değilse, Krallarıın soyundan geliyor olsanız bile başarılı olamazsınız.” şeklinde açıklıyor Mortensen. “Aragorn’un verdiği bu karar çok kişi tarafından destek bulmuyor. Hatta pek çokları kendilerine ihanet ettiğini düşünüyorlar. Hiç kimse o dağlara gidip sağ kalmayı başaramamış. İçinde bulundukları durumda bu özellikle çok zor çünkü Aragorn en iyi savaşçılarından birisi ve insanların iyi savaşçılara hiçbir zaman olmadığı kadar çok ihtiyaçları var.”

Théoden’in kendisine çok bağlı yeğeni Eowyn’in (Miranda Otto), Aragorn’un Rohan halkıyla kalmasını istemesinin karmaşık nedenleri var. “Gidebileceğine inanmak istemiyor çünkü bu neredeyse intihar demek.” diyor Otto. “Neden yanlarında kalıp onlarla birlikte savaşmıyor? Gitmesi, Rohan halkının umudunu kaybetmesini sembolize ediyor.  Onları zafere taşıyacak kişinin Aragorn olduğuna gerçekten inanıyor. Bence bir neden de hala aralarında bir şeyler olabileceği umudunu taşıyor olması, çünkü onu seviyor. Aragorn gittiğinde, Eowyn o kadar çok şey kaybediyor ki tamamen umutsuzluğa düşüyor.”

Gimli ve Legolas, Aragorn’a görevinde eşlik etmek için ısrar ederler. Ne olursa olsun onu yalnız bırakmayacaklardır. “Gimli, Aragorn’u her zaman takdir etmiş ve kendine yakın hissetmiştir.” yorumunu yapıyor John Rhys-Davies. “Bu durum, büyük bir lidere ihtiyaç duyulan bu dönemde, insanları bir araya getirebilecek büyük liderin, kralın o olduğu inancına ve derin bir saygıya dönüşüyor.”

Birbirinden çok farklı üç savaşçı olan Aragorn, Legolas ve Gimli birer kardeş gibi olmuşlardır. “Paranoya ve şüphelerle başlayan ilişkileri hayal edebileceğiniz en derin dostluğa dönüşüyor.” diye ekliyor Rhys-Davies. “Bence sonunda, kendilerini diğerleri için memnuniyetle feda edebilecekleri açıkça görülüyor. Sınavdan geçtiler, ama dağılmadılar.”

EOWYN VE MERRY DUNHARROW’DA

Théoden ve Atçanyurt Süvarileri Minas Tirith’e hareket ederler. Rohirrim’in askere ihtiyacı olduğunu bildikleri halde Eowyn ve Merry’yi (Dominic Monaghan) geride bırakması için ısrar ederler. Eowyn, yetenekli bir savaşçı olmasına rağmen-sadece kadın olduğu için- kardeşi Eomer’le (Karl Urban) yan yana savaşmasına izin verilmez.

“Eowyn arkada bırakılmak istemiyor.” diyor Miranda Otto.“Eowyn, Théoden’in ona bir üniforma giydirmesi ve zırh taşıyıcısı olarak adlandırmasına rağmen, cepheye götürmeyi aklından bile geçirmemesi nedeniyle  Merry’e karşı bir yakınlık hissediyor. Çünkü tıpkı kendisine olduğu gibi  Merry’e de, sevdikleri için savaşamayacağı söylenmişti ama yine de Meryy, dostları için endişeleniyordu. Üstelik Kardeşliğin diğer üyeleriyle birlikte buraya kadar gelmişken şimdi neden arkada bırakıldığını bir türlü anlayamıyordu…

Sonuçta, erkek kılığına giren Eowyn, Merry’yi de yanında götürmeyi başarıyor. “Filmde savaşı bir Hobbit’in gözünden fazla izleyemiyorsunuz, ama Merry asker oluyor” diyor Dominic Monaghan.  “Kendisini, birlikte savaşa girmek zorunda kalacağı bir ordunun içinde buluyor.”

Gondor’un bir zamanlar görkemli başkenti olan Minas Tirith’te hem vahşet vardı hem de verilecek kayıplar açısından Miğfer Dibi savaşını gölgede bırakacak olan Pelennor Çayırları savaşına doğru gidiyorlardı. “Peter’ın, Pelennor Çayırları savaşı ile ilgili güçlü bir önsezisi vardı. Bu savaşı bir Hobbit’in gözünden aktarmanın yanı sıra, umutsuz bir tablo çizmekten yanaydı. Rohan Süvarileri, Gondor’a yardım için çağırılmışlardı. Merry de en az Eowyn, Éomer ve Théoden kadar bu savaşın içindeydi.”

“Bir bakıma bizler  de Hobbitiz” diyor Jackson:  “Onlar, hiç savaş ve mücadele tecrübesi olmayan ancak kendilerini karmaşanın tam ortasında bulan masum insanları temsil ediyorlar.”

Pelennor MEYDANLARINDA CESARET VE ONUR

“Minas Tirith’in savunmasını Gandalf yönetiyor. Sauron saldıran taraftır. Kendisine karşı çıkan ve Aragorn, Theoden ve Gandalf tarafından yönetilen Orta Dünya’nın alışılmadık koalisyonuyla karşılaşmaya hazırdır.” açıklamasını yapıyor Ian McKellen.

Gandalf, savunma hattına, mancınıkları akın akın gelen Orkların üzerine doğru ateşlemelerini emreder. Gondor’lu okçular Minas Tirith’in yedi katlı mazgallı siperlerinin hepsinden düşmanın üzerine ok yağdırırlar. Ancak hiçbir şey, hatta Gondor’un muhteşem kapısı bile Orkların sert darbeler indiren şahmerdanı Grond’a dayanamazdı. Orklar, şehrin en dış halkasına yayılmışlardı. “Şehrin dayanabileceği kısa ve belirli bir süre vardı.” diyor Jackson. “Düşmanın etkili darbeler indiren şahmerdanları yedi katman şeklinde kurulan şehre gedikler açabiliyordu. Savunma hattı, katman katman geri çekilmek zorunda kalıyordu.”

Büyücü Kral adı verilen bir hortlak olan Yüzüktayfları’nın kumandanı, Gandalf’ın karşısına çıkmak için şehre girer. Tam uğursuz bineği Felaket Yaratığı Gandalf’ın üzerinde belirirken, uzaklardan savaş borularının sesi duyulur; Rohan imdada yetişmiştir. “Rohirrim aslında şövalyedir.” diyor Bernard Hill. “Öylesi bir şövalye ruhu, öylesi bir onur, öylesi bir binicilik yeteneği. Minas Tirith’e giderek ellerinden gelen katkıyı yapmaya çalışıyorlar.”

Pelennor Çayırları’ndaki savaş sayesinde, Yüzük Kardeşliği’ de Rohan’a doğru yola çıkmaktaki  amacını gerçekleştirmiş oluyor, ayrılmış iki krallığı, Rohan ve Gondor’u, bu ümitsizlik anında birleştiriyor.  “Gandalf çok zor bir savaş veriyor.” diye tanımlıyor Jackson. “Ordusu, rakibininkine göre çok küçük.  Yeterince adamı yok. Şehri savunacak kadar gücü yok. Ancak Rohirrim ortaya çıkıyor ve bir anda olayların akışını değiştiriyor.”

Aralarında Eowyn ve Merry’nin de olduğu Théoden’in güçleri, sayıları Orklardan çok daha az olmasına rağmen saldırıya geçiyor. Fil benzeri Mûmakil adı verilen hayvanlara binen Haradrim ırkı da Orklara katılıyor. Gandalf’ın stratejik önderliğine rağmen umutlar giderek azalıyor.

“Minas Tirith kazanılması gereken, geleceği belirleyici bir savaştı.” diye yorumluyor McKellen. “Bu kuşatma kaldırılmalıydı. Herkesin hayatta kalabilmesi için, pes etmemek hayati önem taşıyordu. Aslında çok endişe verici bir dönemdi. Bu savaş, Orta Dünya’nın sonu olabilirdi.”

Düşman kuvvetleri Rohirrim’in de üstesinden gelmeye başlayınca, Eowyn ve Merry de dostları için ellerinden geleni yapma ve kayıplarının öcünü alma fırsatını yakaladılar.

Orklar, insanlarla çatışmaya devam ederlerken, Gandalf’ın stratejisinin en önemli parçası olan Hüküm Dağı’na doğru ilerliyordu. “Savaşan bütün ordular, Aragorn, Gandalf’ın zeki stratejisi, olup biten her şeyin amacı ‘Frodo’ya bir şans yaratmak içindi” diyor sorumlu yapımcı Mark Ordesky.

BİR BUDALANIN UMUDU:  Frodo, Sam VE Gollum Mordor’DA

Frodo’nun, Yüzük’ün giderek ağırlaşan yükü ve etkisi, aynı zamanda dev örümcek Shelob’un saldırısı ile başa çıkması gerekiyor. Çok önemli görevleri olan Yüzük’ü yok ederek, görevlerini tamamlamalarına daha uzun bir yol olmasına karşın Frodo ve Sam pek çok zorluğu alt etmek zorunda kalıyor, üstelik Frodo kendini yavaş yavaş kaybetmeye başlıyor. “Frodo, şu ana kadar gördüğümüzden çok daha fazla etkisi altında kalıyor Yüzük’ün.” diyor Wood. “Bağımlılığı giderek artıyor. Kendi gibi düşünemiyor. Yüzük’ün etkisi nedeniyle kafası karışmış, Shire’ı hatırlayamıyor. Onu kendi yapan bütün kişisel özelliklerini kaybediyor. Bu güç, bir dereceye kadar onun ruhunu vücudundan ayırmaya başlıyor ” diye devam ediyor Wood.

Zar zor yürüyebilen ve görmekte zorlanan Frodo, görevini hatırlatması için Sam’a eskisinden daha çok ihtiyaç duyuyor. “Bir yer gelir ve Frodo artık yürüyemez olur, onu Sam taşımak zorundadır.” diyor Wood. “Pek çok açıdan Sam gerçek bir kahraman. Çünkü her şeyi bir arada tutmayı başarabilen o. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu göremeyen arkadaşını, yapmak zorunda olduğu şeyi gerçekleştirmesi için sırtında taşıyor. Kahraman her ne kadar Frodo  da olsa, onun görevini tamamlamasına asıl yardımcı olan Sam’in, gücünü ve bakış açısını kaybetmemesidir.”

“Frodo’nun Sam’de bulduğu rahatlığın en büyük nedeni, her gün aynı olan gücü ve sıradanlığıdır” diye ilave ediyor Philippa Boyens. “Sıra dışı bir kötülük tarafından esir alınmaya başlayan, bu güçle her gün savaşmak zorunda kalan biri olarak Frodo için; Sam, gerçeği, normalliği, nezaketi ve iyiliği temsil eden bir mihenk taşı oluyor.  Bu Frodo’nun kalbinde yaşattığı bir şey.”

Tıpkı diğer Hobbit dostları gibi, hikayenin son bölümünde Sam de, içindeki gizli güçleri ortaya çıkarıyor. “Sam sürekli olarak Frodo’nun yanında ona yoldaş oluyor.” yorumunu yapıyor sorumlu yapımcı Ordesky. “Her zaman onun hakkında şakalar yapılıyor, hep şişkoluğuyla ve pek de akıllı olmamasıyla diğerlerinden ayrı tutuluyor. Ancak Sam’in sıra dışı karakteri Kralın Dönüşü’nde ortaya çıkıyor.”

“Frodo'nun en iyi arkadaşı, neşeli bir tip ve son derece sadık bir dost olarak başlıyor yolculuğa.” diye ekliyor yapımcı Osborne.  “Ancak yolun sonuna gelindiğinde temel taşlardan biri ve en önemlisi Frodo’nun güvendiği insan oluyor. Onları Frodo’nun görevinde bir adım daha ileri taşıyor. Bu mütevazı dost, kalıbından büyük bir kahraman haline geliyor ve görevlerinde ilerleyebilmelerini sağlıyor.”

SON OYUN: FRODO’NUN SINAVI VE Kralın Dönüşü

Aragorn, göğsünde Gondor’un Ak Ağacının bulunduğu zırhı kuşanmış, elinde Kralların Kılıcı ile sağ kalan adamlarıyla birlikte, kendilerini mutlak ölümün beklediği batıya doğru ilerliyor hem de çok az şansları olmasına rağmen umutlarını yitirmeden… “Tüm diğer karakterlerimiz, fiziksel olarak Frodo’nun yanında olup, onunla birlikte Hüküm Dağı’na gidemediklerine göre, ona yardım etmenin en iyi yolunun düşmanın dikkatini dağıtmak olduğunu fark etmişlerdi.” diyor Jackson. “Sauron ve adamları onları arıyor. Bir şeylerin yaklaştığının farkında. Geriye kalan herkesin görevi, Frodo ve Sam’e yolculuklarının en zorlu son kısmında yardım edebilmek için, Sauron’un gözünü kendi topraklarından mümkün olduğunca uzun bir süre ayırmasını sağlamak.”

Önlerinde, yüzlerce metre yüksekliğindeki Hüküm Dağı’nın volkanik zirvesinde, Sauron’un Yüzük’ü dövdüğü lav dolu çukur bulunmakta. Yüzük, dünya üzerinde sadece burada yok edilebilir. Ancak Frodo ve Sam, dağdan yukarı doğru yaptıkları acı verici yolculuklarında yalnız değillerdir. Onları takip eden, “Kıymetlisine” kavuşmak için giderek daha ümitsizce çabalayan Gollum yakınlardadır.

Frodo’nun önemli görevini sona erdirebilmesi için iradesinin son derece güçlü olması gerekiyor. Neyse ki Sam her zaman onun yanında!. “Bütün tersliklere karşı birlikte göğüs geriyorlar” yorumunu yapıyor Wood. “Normalde asla böyle büyük bir sorumluluğun verilmeyeceği iki küçük canlı olsalar bile, dağın zirvesine ulaşmaları, belki de bizlere her birimizin, eğer bir şeyi aklımıza koyarsak mutlaka başarabileceğimizi hatırlatan birer işaretler.”

Jackson, iyiliğin kazanması için ne bedel ödeneceğini sorguluyor. “Kimler ıstırap çekmek zorunda kalacak, neler kaybedilecek, insanların giderek daha fazla sevgiyle bağlandıkları karakterler, ne tür acılara katlanmak zorunda kalacaklar?”

Büyük zaferler yaşandı, ama büyük kayıplar da verildi.” diye ekliyor Mortensen. “Herkes acılar çekti, bazıları başaramadı. Her karakterin verdiği karar sonrasında ödediği bir bedel var.”

“Tanıdığımız bütün karakterler, bir şekilde değişmiş olarak çıkıyor bu sınavdan.” diyor Jackson. “Bu, onlar için son derece etkileyici bir tecrübe, umarım izleyiciler için de öyle olmuştur.”

MÜCADELEYE GİRİŞMEK:

ÜÇLEMENİN SON PRODÜKSİYONU

Ortak Yazar/Yönetmen/Yapımcı Peter Jackson, başlangıç aşamalarından, üçlemenin birinci ve ikinci filmlerinin gösterime girmesine kadar ve final filminin yapımı süresince, bütün yüreğini her açıdan Yüzüklerin Efendisi’ni gerçek kılmak için ortaya koydu. “Bütün parçalarını bir araya getirmek zorunda olduğumuz devasa bir puzzle gibiydi. Bunu başardığımızda Yüzüklerin Efendisi adına yakışacak, ancak nihayetinde bir sinema filmi olacak bir eser ortaya çıkartmalıydık.” Diyor.

Richard Taylor, filmi yapanlarla hikayedeki karakterlerin yolculuklarını karşılaştırıyor. “Bazı yönlerden, Peter’a Orta Dünya’yı hayata geçirme konusunda yardımcı olan bu kalabalık grup da kendi içlerinde bir yolculuk yaşadılar. Shire’ı bazı yönleriyle masum bıraktılar, bir parça tedbirli, sınırların ötesinde neler olduğundan tam olarak emin olmayarak, ancak birbirlerine güvenerek yolculuk ederek, en yüksek tepelere tırmanıp, en derin vadilere girdiler.”

ROMANI UYARLAMAK

Jackson, Tolkien’in 1,000 sayfalık destanında, filmi yapılmaya en yatkın hikayenin Kralın Dönüşü olduğunu söylüyor. “Hazırladığımız her şey bu filmde doruk noktasına ulaşıyor.” diyor Jackson. “Bütün farklı hikayeler bu filme yöneliyor. Bu film, gerçek anlamda başından sonuna kadar heyecan dolu.”

J.R.R. Tolkien’’in eserleri, yarım asırdan uzun bir zamandır değişik jenerasyondan okurlar üzerinde derin bir iz bırakıyor. İlk filmin gösterime girmesiyle birlikte, on yıllar boyunca sürekli okunup beğenilen kitaplar adeta yeniden hayat kazanıyor ve yeniden En Çok Satanlar listesinde yerini alıyor. Bu arada yeni nesil genç okuyucular kitapevlerine ve kütüphanelere akın etmeye başladılar. Frodo Baggins ve Kardeşlik, en küçük insanın bile dünyanın kaderini değiştirebileceğini, arkadaşlığın ve bireysel cesaretin karanlığın en yıkıcı güçlerini bile uzakta tutabileceği konusunda önemli bir mesaj oldular.

Jackson, ortak yazarları Frances Walsh ve Philippa Boyens ile birlikte bundan 5 yıl önce, geniş kapsamlı bir hayal ürünü olan romanı filme dönüştürmek için ilk kez kağıt kaleme sarıldı. Üçüncü filmin görsel harikası, yazarlar için her karakterin duygusal çözülmelerine yakın biçimde odaklanma gerekliliğini asla arka plana itmedi. “Hikayenin sonundaki ruha sadık kalmaya çalıştık.” yorumunu yapıyor Boyens. “Bence bu inanılmaz hikayenin final bölümü, tüm edebiyat okurları için bir hediyedir.Herkes yolculuk sırasında değişiyor.” diye ekliyor Jackson. “Asla da eskisi gibi olamayacaklar.”

Yüzüklerin Efendisi’nin arkasındaki en önemli güçlerden birisi de, Orta Dünya için Harper Collins’in ödül kazanan resimli Yüzüklerin Efendisi versiyonundaki çığır açan tasarımları geliştiren konsept tasarımcısı Alan Lee’dir. Prodüksiyon ekibinde Jackson’un ve yardımcı senaristlerinin Tolkien’i sinemaya uyarlarken çektikleri büyük zorlukları belki de en iyi anlayan kişi kendisidir. “Eğer kitaba aşina değilseniz, bu tür bir hikaye anlatımı ve üslubu size biraz tuhaf gelebilir” diye uyarıyor Alan Lee. “Ama kendilerini bu dünyanın içine atmışlar bir kere. Bence oldukça da cesur kalemleri var. Bir destana şiirsellik katmışlar, muhteşem bir film.”

OYUNCULAR

ELIJAH WOOD

Karakter                : Frodo Baggins

Kültür                    : Hobbit

Tanım                    : Tek Yüzük’ü yok etme görevini yerine getirmeye çalışan maceraperest bir Hobbit.

Kendi jenerasyonunun en yetenekli oyuncularından biri olarak kabul edilen Elijah Wood, tarz ve stil kokan rollerle,filmlerde kendisine meydan okumaya devam ediyor.

Elijah, son olarak J.R.R. Tolkein'in üçlemesinin sonuncusu olan Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü filminin başrolünde 'Frodo Baggins'i canlandırdı. Peter Jackson, bu serinin yapımcılığını Wingnut Films’den ortağı olan Fran Walsh’la gerçekleştirdi. Senaryoyu Peter Jackson, Walsh, Philippa Boyens ve Stephen Sinclair yazdı. Başrollerinde aynı zamanda Ian McKellan, Sean Astin ve Ian Holm’un paylaştıkları filmin Sorumlu Yapımcıları Harvey ve Bob Weinstein’la Saul Zaentz.

Elijah, çekimleri yeni tamamlanan Michel Gondry'ın Eternal Sunshine of The Spotless Mind filminde Jim Carrey, Kate Winslet ve Kirsten Dunst’la kamera karşısına geçti.

Wood aynı zamanda Miramax'ın ilk animasyon filmi olan The Adventures of Tom Thumb and Thumbelina’da seslendirme de yaptı. Yapımcılığını Hyperion Studios’un üstlendiği filmde Wood, 'Tom Thumb' karakterini, Jennifer Love Hewitt ise 'Thumbelina' karakterini seslendirdi. Hans Christian Andersen’in hikayesinden yola çıkılarak çekilen film, iki küçük insanın kasabalarını bir devin istila etmesinden sonra kaçarak akrabalarından uzaklaşmalarını anlatıyor. 15 yıl sonra evlerine döndüklerinde çocukken beşik kertmesi yapıldıklarını öğreniyorlar. Filme seslerini veren diğer sanatçılar sırasıyla Peter Gallagher, Rachel Griffiths, Jane Leeves, Bebe Neuwirth, ve Jon Stewart.

En son gösterime giren filmi Ed Burns’le birlikte oynadıkları mafya konulu bir drama olan Ash Wednesday’dir. Burns tarafından yazılan ve yönetilen film Wood ve Burns adında iki kardeşin 1983 yılında New York’ta geçmişlerinden kaçmaya çalışmalarının hikayesini anlatıyor.

Wood, Christina Ricci ile birlikte oynadığı bir Ang Lee filmi olan The Ice Storm’daki rolüyle eleştirmenlerden tam not aldı. Kevin Kline, Sigourney Weaver, Joan Allen ve Tobey Maguire’nin de rol aldığı bu Fox Searchlight filmi, banliyöde yaşayan bir ailenin karşılıklı cinsel uyanışlarıyla başa çıkmaya çalışmalarını anlatıyor.

Son çalışmaları arasında Franka Potente ve Mandy Moore’un da rol aldığı aldığı Jeffrey Porter’ın romantik komedisi Try Seventeen, Martin Duffy'nin bağımsız filmi The Bumblebee Flies Away, James Toback'ın Black and White, Kevin Williamson’ın yazdığı Robert Rodriguez’in yönettiği The Faculty ve Mimi Leder'in Deep Impact filmleri sayılabilir.

Wood'un etkileyici “rol aldığı filmler” listesinde; Paul Hogan’la Alan Shapiro'nun Flipper-Steve Zahn, Jeff Golblum ve Salma Hayek’le Pontus Lowenhielm ve Patrik Von Krusenstjerna'nın ortak yapımı Chain of Fools-Kevin Costner’la Jon Avnet'in "The War"-Jason Alexander ve Julia Louis-Dreyfuss’la Rob Reiner'ın North- acauley Culkin’le Joe Ruben'in The Good Son-Stephen Sommers'in Huck Finn-Mel Gibson’la Steve Miner'ın Forever Young-Mary Agnes Donohue'nin Paradise-Lorraine Bracco’yla Richard Donner'ın Radio Flyer- Armin Mueller, Stahl ve Aidan Quinn’le Barry Levinson'ın Avalon ve Richard Gere’yle Mike Figgis'in Internal Affairs yer almaktadır.

Wood, televizyonda yakın zaman önce Tony Bill'in Oliver Twist çalışmasında rol aldı. Bu Disney yapımında Kurnaz Dodger rolünü üstlenen Wood’a Fagin rolünde Richard Dreyfuss eşlik etti. Diğer televizyon yapımları arasında NBC sinema filmi Dayo, The Ced ve 1994 yılında NATO/ShowEast tarafından Yılın Genç Yıldızı seçildiği The War sayılabilir.

IAN  MCKELLEN

Karakter                : Gandalf

Kültür                    : Büyücü

Tanım                    : Yüzüğün yok edilmesine yardım ederek en büyük sınavını veren çok güçlü bir büyücü.

Sir Ian McKellen, 40 yılı aşkın zamandır sahne ve sinemada seyircileri mutlu ediyor. 40’tan fazla oyunculuk ödülü aldı.  Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği filmindeki Gri Gandalf rolüyle, En İyi Yardımcı Oyuncu dalında, Screen Actors Guild Ödülü kazandı. Yine aynı dalda, Oscar’a aday gösterildi. O zamandan bu yana  Broadway’de Strindberg’in Dance of Death’inde rol aldı ve X-Men 2 için yine manyetik akımın efendisi Magneto rolüyle kameraların karşısına geçti. Televizyon filmi Rasputin ile Emmy’e aday gösterildi ve Altın Küre Ödülü’nü kazandı.

Diğer yeni filmlerinin arasında Gods and Monsters (En iyi aktör Oscar’ına aday gösterildi), Apt Pupil ve Richard III (Yardımcı Senaryo Yazarı ve Yapımcı) sayılabilir. Bir çok sahne performansı efsaneye dönüştü.  Royal Shakespeare Company ve Royal National Theatre in London için hem oynadı hem yapımcılık yaptı. Tek kişilik oyunları Acting Shakespeare ve A Knight Out tüm dünyada beğeni topladı.

Tüm ayrıntılar www.mckellen.com adresinde.

LIV TYLER

Karakter                : Arwen

Kültür                    : Elf

Tanım                    : Ölümlü Aragorn’a aşık olan Elf Prensesi.

Liv Tyler, Bruce Beresford’un yönettiği Silent Fall filmiyle sinemaya iyi adım attı. Empire Records’da üstlendiği başrolün ardından Tyler Heavy filminde bir garson kızı canlandırdı. 1995 Sundance Film Festivalinin favorisiydi.  Tyler, Bernardo Bertolucci’nin Stealing Beauty’sinde, Inventing The Abbott’da, Armageddon ve Robert Altman’ın Cookies Fortune filmleriyle parladı.  Yakın zaman önce yine Altman’la Richard Gere’nin oynadığı Dr. T and The Women’de buluştu.   Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filmindeki rolüyle Tyler ve diğer başrol oyuncuları, Screen Actors Guild tarafından, Bir Sinema Filminde En İyi Rol Yapan Oyuncu Kadrosu Ödülü’ne aday gösterildi.

Tyler’in diğer yeni filmleri arasında Ralph Fiennes’le başrolleri paylaştığı Onegin, Plunkett & Macleane ve Matt Dillon’la beraber oynadığı One Night at McCools bulunmaktadır.

Tyler, Mart 2004'de gösterime girecek olan Kevin Smith’in son filmi Jersey Girl’de Jennifer Lopez ve Ben Affleck ile kamera karşısına geçti. Tyler aynı zamanda Givenchy Parfüm ve Kozmetik firmasının reklamlarında rol alıyor.

VIGGO  MORTENSEN

Karakter                : Aragorn (Yolgezer olarak da biliniyor)

Kültür                    : İnsan

Tanım                    : Kardeşliğin bir üyesi ve koruyucusu olan cesur savaşçı

Sinema hayatına Peter Weir’in Şahit filminde genç bir çiftçi rolüyle başladı. Mortensen’in kariyeri, dengeli bir dizi performansla dikkati çekti.  Eleştirmenler 30’dan fazla filmde çalışmalarını takdir ettiler.  Jane Campion’un Portrait of a Lady, Sean Penn’in Indian Runner, Brian de Palma’nın Carlito’s Way, Ridley Scott’un G.I Jane, Tony Scott’un Crimson Tide, Andrew Davis’in A Perfect Murder Ray Loriga’nın La Pistola De Mi Hermano ve Tony Goldwyn’in A Walk On The Moon adlı fimler bunlardan bazıları.  Mortensen, son olarak Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde Yolgezen/Aragon’u oynadı. Üçlemenin ilk filmi Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği, sadece yüksek bir gişe hasılatı değil  eleştirmenlerin beğenisini de kazandı.

New York’da, Danimarkalı bir baba ile Amerikalı bir anneden doğdu.  Çocukluğunun ilk yıllarını Manhattan’da geçirdi.  Ailesi çok seyahat etti ve yıllarca Venezuela, Arjantin ve Danimarka’da yaşadı. Aktörlüğe New York’da başladı. Warren Robertson’dan ders aldı. Bir çok oyun ve filmde rol aldı  ve sonunda Los Angeles’e taşındı.  Bent’deki rolü ona Drama Eleştirmenleri ödülünü kazandırdı.   Mortensen, ayrıca şair, fotoğrafçı ve ressam. Mortensen, 2002 yılında sanat, eleştiri yazıları ve şiir yayımcılığı üzerine yoğunlaşan Perceval Press adında küçük bağımsız bir şirket kurdu. Bu şirketin kuruluş amacı daha önce hiç yayımlanmamış olan metin, görüntü ve kayıtları yayımlamaktı.

Şu anda üçüncü şiir kitabı üzerinde çalışıyor. Los Angeles’deki Stephen Cohen Sanat Evinde yakın zaman önce Miyelo adını verdiği bir resim sergisi açtı. Mortensen, 28 Kasım 2003’le 25 Haziran 2004 tarihleri arasında bu sergiyi Wellington’daki Şehir Sanat Evi ve Massey Üniversitesi’nde de hayranlarının beğenisine sunacak. Fotoğrafları ve resimlerini daha önce 2002 yılının Mart ayında Los Angeles’ta Track 16 Galerisi’nde New York’ta Robert Mann Galerisi’nde sergilemişti.

Mortensen’in beyazperde macerası Disney’in çektiği Hidalgo filmiyle devam edecek.

SEAN ASTIN

Karakter                : SAM yada Samwise Gamgee

Kültür                    : Hobbit

Tanım                    : Frodo’nun en olağanüstü ve sadık arkadaşlarından biri haline gelen sıradan bir Hobbit.

Sean Astin, sinemaya başlangıcını Goonies’le yaptı. Hemen peşinden eleştirmenlerin alkışladığı Rudy’de oynadı.Diğer filmleri arasında Bulworth, Courage Under Fire, Memphis Belle, Encino Man, Like Father Like Son, Where The Day Takes You, Staying Together, War Of The Roses ve Safe Passage var.  Forth Lauderdale Film Festivalinde Low Life filmindeki rolüyle en iyi aktör ödülünü aldı. Deterrence, Kimberly, The Last Producer ve Boy meets Girl Astin’in  yeni çıkan filmleri. Profesyonel başlangıcını annesi Patty Duke ile Don’t Hit Me Mom serisinde yaptı.  Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filmindeki rolüyle Astin ve diğer başrol oyuncuları, Screen Actors Guild tarafından, Bir Sinema Filminde En İyi Rol Yapan Oyuncu Kadrosu Ödülü’ne aday gösterildi.

Astin, gelecek vaat eden bir yönetmen. Yardımcı yapımcılığını eşi Christine‘le üstlendiği kısa filmi Kangaroo Court’la Oscar’a aday gösterildi. Astin kısa filmi Uzunu ve Kısası (The Long and the Short of It) Yüzüklerin Efendisi filminin setinde çekildi. Bu film kısa süre önce Sundance‘de gösterime girdi, ayrıca Yüzüklerin Efendisi: İki Kule filminin DVD‘sinde izlenebilir. Amerikan Yönetmenler Birliği Üyesi Astin, Perversions of Science dizisinin bir bölümünü yönetti.

Astin, Adam Sandler ve Drew Barrymore’la Sony’nin çektiği komedi filmi Fifty First Kisses’de kamera karşısına geçti. Bu film 14 Şubat 2004’de gösterime girecek. Astin bu sonbahar Showtime’ın drama dizilerinden “Jeremiah”ta da rol alacak. Astin, aynı zamanda “Jeremiah” ve “Angel” dizilerinin birer bölümünde yönetmenlik yaptı.

Astin, UCLA’da Amerikan Tarih Edebiyat ve Kültür bölümünü bitirdi.

CATE  BLANCHETT

Karakter                : Galadriel

Kültür                    : Elf

Tanım                    : Kardeşliğe yardımcı olan, güçlü ve bilge Elf Kraliçesi

Blanchett, Avustralya’da National Institute of Dramatic Art’tan (NIDA) mezun olduktan sonra Neil Armfield‘in yönetiminde Belvoir St.‘de sahne alan ve Company B olarak bilinen bağımsız oyuncular Geoffrey Rush, Gillian Jones ve Richard Roxburgh‘la sahne aldı. Oynadığı roller arasında: Miranda (The Tempest), Ophelia (Hamlet. Bu rolü için Green Romm ödülüne aday gösterildi), Nina (The Seagull) ve Rose (The Blind Giant is Dancing)

Sydney Theatre Company (STC) için Caryn Churchill’in Top Girls, David Mamet’in Oleanna (Sydney Tiyatro Eleştirmenleri en iyi aktris ödülü), Michael Gow’un Sweet Phoebe(also for the Croyden Wearhouse, London)  ve Timothy Dallys’in Kafka Dances (also for The Griffin Theatre Company) (Bu rol ile Eleştirmenler Birliğinin en iyi yeni oyuncu ödülü) oyunlarında rol aldı.

1999’da Almeida Tiyatrosu için David Hare’nin Plenty On London’s West End’inde Susan Traheren’i oynadı. Avustralya televizyonu için çekilen Border Town ve Heartland dizilerinde başrolde yer aldı.

Sinemada aldığı bazı roller : Bruce Beresford’un Paradise Road’unda Susan Macarthy, Thank God He Met Lizzie’de Lizzie’yi oynadı. Bu filmdeki rolü için hem Avustralya Film Enstitüsü (AFI) hem de Sydney Film Eleştirmenlerince en iyi aktris ödülünü aldı. Gillian Amstrong’un yönettiği ve Ralph Fiennes ile Oscar ve Lucinda’da, Lucinda’yı oynadı. Bu rolle bir kez daha Avustralya Film Enstitüsü tarafından en iyi aktris ödülüne aday gösterildi.

1998’de Shekhar Kapur’un yönettiği Elisabeth filminde Kraliçe I.Elisabeth’i oynadı.  Bu rol için aldığı ödüller : En iyi aktris Altın Küresi, en iyi aktris için BAFTA, Chicago Film Eleştirmenleri en iyi aktris ödülü, Londra Film Eleştirmenleri Birliği ödülü, On-line Film Eleştirmenleri, Variety Eleştirmenleri ve UK Empire ödülü, ayrıca Sinema Aktörleri Birliği ve Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi en iyi aktris adaylığı.

1999’da John Cusack’la, Pushing Tin’de oynadı. An Ideal Husband (Oliver Parker), The Talented Mr.Ripley (Anthony Mingella) Bu filmde Bafta’nın en iyi yardımcı aktris ödülüne aday gösterildi. Yakın zamanda Sam Raimi’nin The Gift’inde ve Venedik Film Festivalinde galası yapılan Sally Potter’in The Man Who Cried filminde rol aldı ve buradaki rolüyle Florida Critics Circle tarafından “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.

Barry Levinson tarafından yönetilen, başrollerini Bruce Willis ve Billy Bob Thornton’ın paylaştığı 2001 yapımı Bandits filmindeki performansıyla Altın Küre ve Screen Actors Guild tarafından En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterildi. Yüzüklerin Efendisi:İki Kule filmindeki rolünün yanı sıra, 2001 yılında The Shipping News filmindeki performansıyla National Board of Review tarafından En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. 2002 yılında, Sebastian Faulks’un en çok satan romanından uyarlanan ve başrolü üstlendiği Gillian Armstrong'un yönettiği Charlotte Gray- Lasse Hallstrom’ın yönettiği ve Kevin Spacey ile birlikte rol aldığı Annie Proulx’un 1994 yılında Pulitzer ödülü kazandığı romanından uyarlanan The Shipping News ve galası Berlin Film Festivalinde yapılan Tom Tykwer’ın yönettiği Heaven filmlerinde rol aldı.

Şu anda, Joel Schumacher’in yönetmenliğini yaptığı, 1996 yılında uyuşturucu kaçakçıları tarafından ülkesinde öldürülen İrlandalı gazeteci Veronica Guerin rolünü canlandırdığı filmin çekimlerine devam etmekte. Ayrıca yönetmenliğini Ron Howard’ın yaptığı Warner Brothers Pictures yapımı olan macera filmi The Missing’de Tommy Lee Jones’la başrolleri paylaşıyor.

Blanchett’in çekimlerini tamamladığı son çalışması yönetmenliğini Martin Scorsese’un yaptığı Howard Hughes’un biyografisi The Aviator. Şu anda Wes Anderson’un yönettiği The Life Aquatic’in çekimlerine devam ediyor. Blanchett, 2004 yılında Avustralya’ya dönerek Rowan Woods’un filmi Little Fish’de rol alacak.

JOHN  RHYS-DAVIES

Karakter                : Gimli

Kültür                    : Cüce

Tanım                    : Çok adil ve fiziksel güce sahip cesur bir Cüce.

John Rhys-Davies, daha 13 yaşında Cornwall, İngiltere’deki Truro’da eğitim gördüğü sırada Shakespeare oyunlarında rol almaya başladı. University of East Anglia’dan mezun olduktan sonra University Dramatic Society’yi kurdu ve beğeni toplayan Maddermarket’te rol aldı. Norwich Tiyatrosunda etkileyici bir amatör başlangıç yaptı ve bir yıl burada eğitim aldı. Daha sonra Royal Academy of Dramatic Art’da (RADA) iki yıl eğitim görerek 1969’da mezun oldu. Daha sonra Royal Shakespeare Company ve İngiltere’de bulunan diğer tiyatro gruplarıyla çalıştı.

Sinemaya, Don Sigel‘in yönettiği, Michael Cane’in baş rolünü oynadığı ve daha filmin jeneriği başlamadan havaya uçtuğu The Black Windmill ile başladı. 100’den fazla filmi arasında : Raiders of the Lost Arc, Indiana Jones and the Last Crusade, Victor/Victoria sayılabilir.  Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filmindeki rolüyle Rhys-Davies ve diğer başrol oyuncuları, Screen Actors Guild tarafından, Bir Sinema Filminde En İyi Rol Yapan Oyuncu Kadrosu Ödülü’ne aday gösterildi. Bundan sonra gösterime girecek filmi, Jackie Chan ve Claire Forlani ile oynadığı Highbinders.

TV için Shogun dizisinde canlandırdığı Rodrigues rolüyle  Emmy’ye aday gösterildi. Sliders’da Profesör Arturo rolünü üstlendi. “I, Claudius” ve The Naked Civil Servant’daki rolleri halen hafızalardadır. Rhys-Davies, zamanının daha büyük bir kısmını, uçak kullanmaya, eski otomobillerle oynamaya ve yazarlık yapmaya ayırabilmek istiyor.

BILLY BOYD

Karakter                : Pippin yada Peregrin Took

Kültür                    : Hobbit

Tanım                    : Kardeşliğin üyelerinden, eğlenmeyi seven bir Hobbit.

Billy Boyd, Glasgow / İskoçya doğumlu.  İskoç TV dizisi Taggart’la aktörlüğe başladı. İngiliz TV yapımlarında oynadı. Bunların arasında Coming Soon ve Chapter and Verse var.

Boyd, sinema başlangıcını An Urban Ghost Story ile yaptı.  Billy Boyd ve diğer başrol oyuncuları, Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filmindeki rolleriyle, Screen Actors Guild tarafından  Bir Sinema Filminde En İyi Rol Yapan Oyuncu Kadrosu Ödülü’ne aday gösterildi.

Bundan sonra kendisini izleyebileceğimiz ilk film, Peter Weir’in yönettiği, Master and Commander: The Far Side of the World. Boyd, bu filmden önce, Sniper 470 adlı  alışılmadık bir bilimkurgu filminde rol aldı. Scottish Screen ve STV tarafından finanse edilen kısa filmin ilk gösterimi 2002 Edinburgh Film Festivalinde gerçekleşti. Film, bütün Newfoundland dizisi içinde 35mm’ye çekilmeye uygun görülen sadece iki filmden biriydi. Daha sonra 18 film festivalinden davet alan film, İskoç Ulusal Kanalında da yayınlandı.

Boyd, değişik İngiliz yapımlarında sahne aldı. Bunların arasında The Speculator, An Experienced Woman Gives Advice, Therese Racquin, Britannia Rules, Kill the Old Torture their Young, The Chic Nerds, Much Ado About Nothing, Merchant of Venice, Trainspotting (Turne),  “Merlin the Magnificent” ve “The Slab Boys” bulunmaktadır. Boyd geçen yıl, Anne Sierens’in yeni oyunu, Travers prodüksiyonu “The Ballad of Crazy Paola”da rol aldı. Boyd bu yıl, David Greig’in San Diego adlı oyununun dünya galasıyla Uluslararası Edinburgh Festivalinin açılışını yaptı.

Boyd, aynı zamanda şarkıcı, müzisyen ve besteci. Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü filminde Tolkien’in sözlerine beste yaparak seslendirdi.

DOMINIC MONAGHAN

Karakter                : Merry yada Meriadoc Brandbuck.

Kültür                    : Hobbit

Tanım                    : Frodo’nun serüvenine katılan maceraperest genç Hobbit.

Dominic Monaghan, Peter Jackson’ın dünya çapında büyük beğeni toplayan ve Kralın Dönüşü ile son bölümü tamamlanan Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki filmlerde Meriadoc Brandybuck (Merry) karakterini canlandırdı. Monaghan’ın bundan sonra rol alacağı film, 2004 yılında gösterime girecek olan, yönetmenliğini Chris Atkin’in yaptığı, hükümet yaptırımlarından bunalan dövüş sanatları okullarının kendi şehir düzenlerini kurmalarını anlatan The Purifiers. Bir diğer projesi ise Lock Stock ve Two Smoking Barrels’ın yıldızı Nick Moran’la birlikte kamera karşısına geçeceği Spivs filmi olacak.

Monaghan, Berlin’de doğmuş ve Manchester, İngiltere’de büyümüştür. Faal bir çevrecidir. Doğadan, maymunlardan ve futboldan hoşlanan Monahgan bir Manchester United taraftarıdır.

Şu anda Los Angeles’de yaşamaktadır.

ORLANDO BLOOM

Karakter                : Legolas

Kültür                    : Elf

Tanım                    : Bıçakları ve yayıyla ölümcül olan Legolas, Kardeşliğin Elfleri temsil eden üyesi.

Orlando Bloom‘un ilk önemli sinema deneyimi Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği filmi. Londra Guildhall Müzik ve Drama okulundan mezun. Guildhall’da geçirdiği süre içinde rol aldığı yapımlar arasında; A Month İn The Country, Peer Gynt, Mephisto, 12 th Night, The Seagull, Antigone, ve Uncle Vanya.

Canterburry Kent’de doğdu. 16 yaşında Londra’ya taşınıp National Youth Theatre’a katıldı.  İki yıl sonra British American Drama Akademisi’nde okumak için burs kazandı. Bloom’un ilk beyazperde deneyimi Wilde filmi ile oldu. Daha sonra Guildhall’a kabul edildi ve eğitimini ilerletmek için çalışmalarını askıya aldı. Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filmindeki rolüyle Bloom ve diğer başrol oyuncuları, Screen Actors Guild tarafından Bir Sinema Filminde En İyi Rol Yapan Oyuncu Kadrosu Ödülü’ne aday gösterildi. O zamandan bu yana Ridley Scott’ın Black Hawk Down ve Heath Ledger, Geoffrey Rush ve Naomi Watts’la birlikte Ned Kelly filmlerinde rol aldı. Ayrıca Johnny Depp’le beraber Pirates of the Caribbean filminde rol aldı. Wolfgang Peterson'ın yakında gösterime girecek destanı Troy’da Brad Pitt ve Eric Bana ile birlikte aldı.

CHRISTOPHER LEE

Karakter                : Saruman

Kültür                    : Büyücü

Tanım                    : Bir zamanlar Bilgeler Konseyinin başıydı. Şeytanın gücüne boyun eğdi.

Christopher Frank Carandini Lee, Belgravia / Londra’da doğdu. 1947’de film endüstrisine girdi ve bir süre Rank şirketinde çalıştı. Bir çok tiyatro, opera, TV yapımında oynadı, tüm dünya radyoları için seslendirme yaptı. Lee Ingilizce, Rusça, Italyanca, Fransızca, Almanca ve Ispanyolca filmler çevirdi.  290’dan fazla film ve TV yapımında oynadı. Bunların arasında en çok tanınanlar : A Tale of Two Cities, The Wicker Man, The Private Life of Sherlock Holmes, The Three Mousketeers ve The Four Mousketeers, The Man With The Golden Gun, 1941, Airport 77, Gremlins II, The Legend Of Sleepy Hollow, Jinnah ve Gormenghast ‘ın BBC prodüksiyonu.  2001 yılında Lee, yılın en büyük iki filminde rol aldı: Yıldız Savaşları - Bölüm 2: Klonların Saldırısı ve Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği. Lee, Yıldız Savaşları’nın merakla beklenen üçüncü bölümünde de rol alacak.

Beraber çalıştığı yönetmenlerden bazıları : John Huston, Raoul Walsh, Joseph Losey, George Marshall, Orson Welles, Nicholas Ray, Michael Powell, Edward Molinaro, Jerome Savary, Billy Wilder, Steven Spielberg, Joe Dante, John Landis, Tim Burton, Peter Jackson  ve George Lucas. Ayrıca 1978’de en çok rating alan üçüncü Show programı olan Saturday Night Live’a konuk olarak katıldı.

Lee, hem Sherlock Holmes’u hem de ağabeyi Mycroft’u canlandıran tek aktördür.  Ayrıca İngiliz Kralı Charles I ve Fransa Kralı 16.Louis’yi canlandırdı.  Başarılı bir kılıç ustası ve üç ayrı Tehlikeli Sahne Dublörleri Birliğinin onur üyesi.

Lee, Guiness Rekorlar kitabında yer aldı:  En çok ekran performansı olan uluslararası yıldız olarak. Yaklaşık 300 film ve TV yapımında rol aldı.  Yakın zaman önce aktörlüğü ve film endüstirisine katkılarından dolayı, Londra Film Eleştirmenleri Dillys Powell 1994 ödülünü kazandı.  Lee, Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan, Belçika ve İspanya tarafından da dünya sinemasına yaptığı katkılar nedeniyle onurlandırıldı. Dünyanın en eski cemiyeti Order of St. John of Jerusalem’in yöneticilerinden olan Lee, İkinci Kraliçe Elizabeth tarafından 2001 yılının Haziran ayında yapılan kraliçenin doğum günü kutlaması seremonileri kapsamında, drama sanatına yaptığı hizmetlerden dolayı, Britanya İmparatorluğu nişanıyla ödüllendirildi. Ayrıca en son çalışması “Kral ve Ben” de dahil olmak üzere, opera eserleri ve popüler şarkıları seslendirdiği CD kayıtları da yapıldı.

HUGO WEAVING

Karakter                : Elrond

Kültür                    : Elf

Tanım                    : İnsan bir baba ve Elf bir anneden doğan Elrond, Arwen’in babasıdır.

Hugo Weaving’in bir çok filmi arasında yeni Avustralya yapımı olan Peaches’a ek olarak; The Matrix, The Adventures of Pricilla Queen of the Desert, The Interwiev, Bedrooms and Hallways, ve Proof sayılabilir. The Interwiev, ona Avustralya Film Enstitüsü ve Montreal Dünya Film Festivalinde en iyi aktör ödüllerini kazandırdı. Weavina ayrıca The Adventures of Pricilla Queen of the Desert ve Proof ile de Avustralya Film Enstitüsü ödülü aldı. Hugo Weaving, Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki rolüne ek olarak, Matrix, Matrix: Reloaded ve Matrix: Revolutions filmlerinde Ajan Smith rolüyle izleyicilerin karşısına çıktı.

Avustralya televizyonunda gösterilen uzun soluklu pek çok mini dizide rol aldı. Bunların arasında: After the Deluge, The Seven Deadly Sins: Lust, Naked: Coral Island ve Bangkok Hilton sayılabilir. National Institute of Dramatic Arts mezunu olan Weaving’in Sydney Theatre Company’de köklü bir geçmişi vardır. Son olarak Tom Stoppard’ın The Real Thing oyununda sahne almıştır.

MIRANDA OTTO

Karakter                : Rohan’lı Eowyn

Uygarlık                : İnsan

Tanım                    : Kralın yeğeni. Anne babası Orklar tarafından öldürülmüş Eowyn, ülkesini tehdit eden

kötü güçlere karşı savaşma özlemiyle yanıp tutuşuyor.

Avustralya’daki film ve sahne oyunculuğuyla büyük övgü toplayan Miranda Otto, şu anda Atlantik’in iki tarafında da yaptığı işleri tamamladı. Başarılı Polonyalı yönetmen Agnieszka Holland’ın yönettiği, çekimleri Kanada ve Polonya’da gerçekleştirilen Julie Walking Home adlı filmde başrol oynadı. Bu filmin galası 2002 Venedik ve Toronto festivallerinde yapıldı. Ayrıca, yönetmenliğini Sandro Dionisio’nun yaptığı, İtalya’da çekilen The Three Legged Fox ve Goran Visnjic’le beraber rol aldığı, İngiltere’de çekilen Doctor Sleep adlı filmlerde de rol aldı.

Otto, yeniden bir araya geldiği Rhys Ifans’la beraber oynadığı, Avustralya romantik komedisi, Danny and the Deckchair’i de tamamladı. Daha önce Ifans’la kameraların karşısına, Tim Robbins ve Patricia Arquette’in de rol aldığı, Charlie Kaufman’ın Being John Malkovich’ten beri ilk filmi olan, Human Nature ile geçmişti. Michel Gondry’nin yönettiği bu kara komedi, hem 2001 Cannes Film Festivali’nde hem de 2002 Sundance Film Festival’inde gösterildi ve Nisan 2002’de de sinema salonlarında izleyicilerle buluştu. Son olarak Brad McGann’in yönettiği In My Father's Den filminde Penny rolünü canlandırdı.

Otto, bu ilkbahar, Sydney Theatre Company’nin sahnelediği, Henrik Ibsen klasiği, “A Doll’s House”ta oynadığı Nora Helmer rolü için beğeni dolu eleştiriler aldı.

Avustralya’nın Mel Gibson, Judy Davis ve Cate Blanchett gibi ünlü oyuncular yetiştiren prestijli tiyatro eğitimi okulu NIDA mezunu olan Otto, In The Winter Dark, The Well, Daydream Believer, ve The Last Days of Chez Nous adlı filmlerindeki çalışmaları nedeniyle, Australian Film Institute ödülüne aday gösterilerek onurlandırıldı. Ayrıca Last Days of Chez Nous ve Cannes Film Festivali’nde “Camera d'Or” ödülü kazanan Love Serenade filmlerindeki oyunculuğu için Australian Film Critics Circle Ödülü’ne aday gösterildi. Otto’nun daha önce rol aldığı diğer filmler arasında Harrison Ford ve Michelle Pfeiffer ile birlikte oynadığı, Robert Zemekis filmi What Lies Beneath’i, Terence Malick'in The Thin Red Line’ını; Kin; Dead Letter Office; Doing Time for Patsy Cline; True Love and Chaos gibi filmleri ve HBO için John Cusack ile oynadığı, Jack Bull’u sayabiliriz.

BERNARD HILL

Karakter                : Rohan Kralı Theoden

Uygarlık                : İnsan

Tanım                    : Saruman’ın büyüsünden kurtulan Rohan Kralı, Rohan halkıyla birlikte Pelennor

Meydanlarında Sauron‘un güçlerini karşılamaya hazırlanmaktadır.

Bernard Hill, Atlantik’in iki tarafında da çok yönlü çalışmalar yaptı. Ünlü İngiliz (Mountains of the Moon, Shirley Valentine) ve Amerikan (Gothika, Titanic, True Crime, The Ghost and the Darkness) filmlerinin yanı sıra televizyon çalışmalarında ve tiyatro eserlerinde de rol aldı.

İngiltere’de Manchester’da doğan Hill, ilk defa 1973 yılında Mike Leigh’ın ilk filmi, Hard Labour ile İngiliz Televizyonu’na çıktı. Daha sonra tiyatro, televizyon ve sinema çalışmalarını dengeleyerek, Gandhi, The Bounty, No Surrender, Blessed Art Thou, A Midsummer Night’s Dream, Going Off Big Time ve The Criminal gibi filmlerde rol aldı. Son olarak The Scorpion King ve The Boys From County Clare filmleriyle sinemaseverlerle buluşan Hill, ödüllü televizyon filmleri, I, Claudius, Henry VI üçlemesi ve Richard III; Antigone; Boys From the Black Stuff; The Mill on the Floss; ve Great Expectations’da da oynadı. Hill, 2004 yılında Wimbledon filmiyle beyaz perdede yer alacak.

En büyük çıkışını Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin İki Kule filminde gerçekleştirdi.

BRAD DOURIF

Karakter                : Grima Solucandil

Uygarlık                : İnsan

Tanım                    : Kral Theoden’i yönlendiren danışmanı ve kötü büyücü Saruman’ın piyonu

İlk olarak One Flew Over the Cuckoo’s Nest ile sinema izleyicileriyle tanışan ve bu filmdeki oyunuyla Oscar adayı olup, Altın Küre ve BAFTA Ödüllerini toplayan Brad Dourif, bugüne kadar aralarında Ragtime, Mississippi Burning, The Eyes of Laura Mars, Wise Blood, Blue Velvet, Dune, The Exorcist III, Hidden Agenda, Jungle Fever, Murder in the First, The Color of Night, Nightwatch ve Senseless da olan elliden fazla filmde rol aldı. Body Parts filmindeki oyunuyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında, Fangoria Chainsaw Ödülü’nu kazandı. Common Bonds filmiyle ise En İyi Aktör dalında Genie ödülüne aday gösterildi. Jean Pierre Jeunet’nun Alien Resurrection’ında ve bağımsız filmler Soulkeeper, The Ghost ve Brown’s Requiem’de de oynayan Dourif, Child’s Play filmlerinin dördünde de “Chucky”i seslendirdi.

Televizyonda, ABC’nin The Secret Lives of Men dizisinin ana oyuncularından olan Dourif, Millennium, The X-Files, ve Tales From The Crypt gibi televizyon dizilerinde misafir oyuncu olarak rol aldı. Oynadığı haftanın televizyon filmleri ve mini diziler arasında Escape To Witch Mountain, Crusaders, Stamper’s Rampage, Oliver Stone’un Wild Palms’ı, Steven Spielberg’in Class of ‘61’i ve Rage of Angels’ı sayabiliriz.

Dourif’in tiyatro tecrübeleri arasında, When You Comin’ Back Red Ryder adlı oyunun Broadway değil, diğer versiyonunun başrolü sayılabilir. New York’s Circle Repertory Theater’ın kurucu üyelerindendir.

ANDY  SERKIS

Karakter                : Gollum/Smeagol.

Uygarlık                : Yaratık

Tanım                    : Hobbit benzeri bir canlı. Ancak Yüzüğün baştan çıkarıcı etkisi aklını çeldi ve bedenini

deforme etti.

İki Kule filminin vizyona girmesinden hemen önce Andy Serkis son olarak Birinci Dünya Savaşını konu alan korku filmi Deathwatch’da Quinn rolüyle ve Martin Hannett rolüy 24 Hour Party People’da izleyicilerin karşısına çıkmıştı. Yakın zamanda Gary Winick’in yöneteceği 13 Going on 30 filminde Jennifer Garner ve Mark Ruffalo ile beyaz perdede boy gösterecek. Diğer filmleri arasında; Garip bir kareografı canlandırdığı Topsy Turvy, uyuşturucu kullanan bir hippiyi oynadığı Career Girls, Michael Caine’le birlikte başrolünü paylaştığı Shiner, Mojo, Among Giants, Loop, Sweety Barrett, The Jolly Boys Last Stand ve önemli roller üstlendiği Stella Does Tricks, Five Seconds to Spare, The Near Room, ve Pandemonium sayılabilir. Yakın zaman önce eşi Lorraine Ashbourne ve Rupert Grave’in rol aldıkları kendi yazıp yönettiği Snake isimli kısa film projesini tamamladı. Çeşitli televizyon çalışmalarının arasında Bill Sykes rolüyle büyük övgüler topladığı Oliver Twist’in yeni versiyonu, The Jump ve Finney dizilerinde başroller, Shooting The Past ve Touching Evil gibi dizilerde konuk oyunculuk gösterilebilir. Son olarak Fox yapımı The Simpsons dizisine sesiyle konuk oldu.

Serkis, Londra ve İngiltere genelindeki tiyatrolarda sıklıkla boy gösterdi. Yakın zaman içerisinde Othello’da, (Royal Exchange Theatre) Jez Butterworth’un yönettiği Mojo’da, Royal Court Theatre tarafından sahnelenen Kral Lear ve Hush’da, Old Vic and Queen Theatres’ın sahnelediği Hurlyburly’de, Bolton Octagon’da sahnelenen Decadence’da, Sheffield’deki Crucible Theatre’da sahnelenen Cabaret’te üstlendiği rollerle eleştirmenlerin büyük beğenisini topladı. Bu yıl Londra’daki Southwark Playhouse’da sahnelenen The Double Bass oyunu ile yönetmenliğe ilk adımını attı.

DAVID WENHAM

Karakter                : Faramir

Uygarlık                : Gondor İnsanı

Tanım                    : Denethor’un oğlu ve Boromir’in kardeşi Faramir. Hobbitleri Emyn Muil’de bulup

yakalayan kolcudur.

David Wenham, sinema, televizyon ve tiyatroda üstlendiği rollerde sergilediği başarılı performansıyla övgü dolu eleştiriler aldı. Son dönemde elde ettiği başarılar arasında 2003 yılında Gettin’ Square’deki performansıyla Film Critics Circle of Australia (FCCA) Ödülüne ve Molokai: The Story of Father Damien projesindeki performansı için AFI Ödülüne aday gösterildi. Ayrıca The Bank’le AFI ve FCCA, Better Than Sex’le AFI ve Inside Film (IF), aynı zamanda danışman yapımcılığıını da üstlendiği The Boys’da canlandırdığı unutulmaz psikopat karakter Brett Sprague’le FCCA ödüllerine aday gösterildi. Wenham, uluslararası arenada Van Helsing ve Pure and Dust’da rol aldı. Yakın zamanda Avustralyalı dostları Sarah Wynter ve Frances O'Connor’la Three Dollars projesinde yer alacak.

Wenham, Avustralyalı televizyon izleyicilerinin hiç de yabancı olmadığı bir isim. ABC Televizyonu’nun ödüllü dizisi SeaChange’nde canlandırdığı sevimli Diver Dan karakteriyle 1998 yılında AFI ödülüne aday gösterildi. 1997 yılında, yine ABC televizyonunun beğeni toplayan mini dizisi Simone de Beauvoir’s Babies’deki rolüyle AFI ödülüne layık görülmüştü. Yakın zamanda yönetmenliğini Sam Neill’in yapacağı televizyon filmi The Brush Off için kamera karşısına geçecek.

En büyük çıkışını Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin İki Kule filminde gerçekleştirdi.

JOHN NOBLE

Karakter                : Denethor

Uygarlık                : İnsan

Tanım                    : Gondor Vekilharcı ve Boromir’le Faramir’in babası

10 yıl ‘Stage Company of S.A.’nın sanat yönetmenliğini yapan John Noble, 1970 ve 1980 yılları arasında Güney Avustralya’da yaşanan kültür patlamasının bir parçasıydı. Ülkenin önde gelen bütün sanat şirketleriyle çalıştı. Ayrıca London’s West End’de David Williamson’ın ederi “Sons of Cain”i yönetmiş ve İskoçya’daki Edinburgh Festivalinde ödül kazanan Rob George’ın “Errol Flynn’s Great Big Adventure Book For Boys” eserinde rol aldı.

Noble, 70’den fazla yeni Avustralya oyununun yapımcılığını üstlendi. 1982 yılında Adelaide Festival of Arts ve daha sonra da ülke turnesi boyunca için son derece başarılı olan “Percy and Rose”u yönetti. 1984 yılındaki Festival of Arts için, aralarında unutulmaz Masterclass’ın da olduğu 4 eser ortaya çıkarttı. Adelaide Festival Centre’daki 8 yıllık görev süresi boyunca Noble, Cats ve La Miserable oyunlarının Avustralya versiyonlarının yapımlarında yer aldı. 1982 yılında Adelaide’daki Australian Drama Festival’de başkanlık yapmış ve Association of Community Theatres’ın kurucu üyeleri arasında yer aldı. 1984 yılında S.A.’nın galasında, Bay John Bannon kendisini sanat adına yaptığı çalışmalar adına Yılın Genç Avustralyalısı ödülüne aday gösterildi.

Noble, Brent Street School of Arts’ta tiyatro öğrenmenliği yapıyor. N.I.D.A.-Flinders University-R.A.A.F.-The Centre for Performing Arts-Carclew Youth Drama Camps-S.A. Education Department-National Book Council ve NSW & ACT Writers Centres’da master dersleri veriyor.

Noble, “Big Sky,” “Police Rescue” ve “Water Rats” gibi televizyon dizilerin konuk oyuncu olarak yer almış, ayrıca “All Saints” dizisinde aralıklarla rol alıyor. Önemli çalışmalarının arasında The Dreaming, Nostradamus Kid, A Sting in the Tail, Call me Mr. Brown, Airtight, The Monkeys Mask ve A Virtual Nightmare sayılabilir.

Son çalışmaları The Outsider, Superfire, The Natalie Wood Story ve Fracture’dır. 2003 yılında “The Arabs Mouth” ve “Room 201 Nicola Tesla” oyunlarında rol aldı.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ikinci ve üçüncü filmleri olan İki Kule ve Kralın Dönüşü’nde Denethor karakterini canlandırdı.

KARL URBAN

Karakter                : Eomer

Uygarlık                : Rohan İnsanı

Tanım                    : Kral Theoden’in yeğeni ve Eowyn’in kardeşi Eomer, Rohan halkından, sert bir savaşçı.

Karl Urban, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin üçüncü bölümü Kralın Dönüşü’nde oldukça hareketli bir Rohan savaşçısı olan Eomer rolüyle karşımıza çıkıyor. Yönetmen/Yardımcı Yazar/Yapımcı Peter Jackson, Yeni Zelanda’lı aktörü, eleştirmenler tarafından olumlu eleştiriler alan ve The New Zealand Film Awards En İyi Erkek Oyuncu adaylığı kazandıran bağımsız film, The Price of Milk’i izledikten sonra Yüzüklerin Efendisi kadrosuna almaya karar verdi.

Yeni Zelanda, Wellington doğumlu Urban, daha çocukken televizyonda rol almaya başladı. Okul yılları boyunca, pek çok sinema ve tiyatro eseri yazdı; film ve oyunlarda rol aldı. Genç bir yetişkin olduğunda, sinema ve tiyatrodaki oyunculuk kariyerini, hem Avustralya hem  Asya’da devam ettirmek, bir yandan öğrenirken bir yandan da çalışmak için üniversite eğitimini erteledi.

Urban, ilk defa bir sinema filminde oynama fırsatını Martin Donovan ve Richard Schiff’in başrollerini paylaştığı Miramax filmi Heaven’da yakaladı. Ayrıca Via Satellite filmindeki oyunuyla, En İyi Erkek Oyuncu dalında New Zealand Film Ödülü’ne aday oldu. Ayrıca Warner Bros./ Dark Castle ortak yapımı olan ve Gabriel Byrne ile Julianna Margulies’nin de oynadıkları Ghost Ship’te de rol aldı.

Urban son olarak David Twohy'in The Chronicles of Riddick filminde Vin Diesel’le kamera karşına geçmiştir. Çok yakında Matt Damon’la birlikte rol aldığı Paul Greengrass’ın yönettiği The Bourne Supremacy filmiyle beyazperde de izleyicilerin karşısında olacak

IAN HOLM

Karakter                : Bilbo Baggins

Kültür                    : Hobbit

Tanım                    : Maceralarıyla tanınan Bilbo, Yüzük’ü kuzeni Frodo’ya miras bırakmıştır.

Ian Holm, tiyatro, televizyon ve sinema eleştirmenlerinin saygı ve övgülerini kazandı. Chariots of Fire filmindeki performansıyla Bafta ve Cannes Film Festivali ödüllerine layık görülürken Oscar ödülüne de aday gösterildi. Unutulmayan filmleri arasında Another Woman, Hamlet, Frankenstein, Henry V, Naked Lunch, eXistenZ ve The Madness of King George sayılabilir.

Holm ayrıca Greystoke, Kafka, Time Bandits, Brazil, Alien, Dance with a Stranger ve Dreamchild’da da rol aldı. Son filmleri From Hell, Big Night, Joe Gould’s Secret, Night Falls on Manhattan, The Fifth Element, A Life Less Ordinary, Bless The Child, Beautiful Joe ve övgüler toplayan bir başrol performansı sergilediği Atom Egoyan’ın The Sweet Hereafter’dır. Holm ayrıca BBC ve HBO için çekilen televizyon filmi The Last of the Blonde Bombshells’da Dame Judi Dench, Leslie Caron ve Olympia Dukakis’le birlikte rol aldı.

Royal Shakespeare Company ile pek çok oyunda rol alan Holm, Henry V ve The Homecoming’deki rolleri için Evening Standard Yılın Aktörü ödülünü, yine The Homecoming’deki performansıyla En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Broadway yapım adına Tony Ödülüne layık görüldü. Harold Pinter’ın Moonlight’ı ile büyük övgüler topladı ve Critics Circle Theatre ödülünü kazandı. National Theatre’da 1997 yılında sergilediği Kral Lear rolü ile bir kez daha Critics Circle Theatre ödülünü, En İyi Aktör Dalında Olivier ödülünü ve Evening Standard’ın En İyi Drama Aktörü ödülünü kazandı. 1998 yılında tiyatroya yaptığı katkıklardan ötürü kraliçe tarafından Şövalye ilan edildi

YAPIM EKİBİ

PETER JACKSON (Yönetmen/Yazar/Prodüktör)

J.R.R.Tolkien’in çok uzun süreden beri hayranı olan Peter Jackson, Yüzüklerin Efendisi ile tarih yazıyor ve aynı anda uzun soluklu üç büyük filmi bir arada çeken ilk yönetmen oluyor. 2001’de gösterime giren üçlwmwnin ilk filmi olan  Yüzüklerin Efendisi/ Yüzük Kardeşliği, En İyi Yönetmen’in de dahil olduğu 13 Oscar ödülüne aday gösterildi ve bunlardan dördünü kazandı. Film, ayrıca American Film Institute’ün prestijli Film Ödülü’nü kazandı. British Academy of Film and Television Arts (BAFTA) Ödülü’ne 12 dalda aday gösterildi. En İyi Film Ödülü ve yönetmen Jackson’a verilen David Lean Özel Ödülü de dahil olmak üzere beşini kazandı. Dört dalda Golden Globe Ödülü’ne de aday olan film, tüm dünyada çok sayıda paye ve ödül kazandı.

Jackson, 1994 yapımı Heavenly Creatures filmi için Venedik Film Festivalinde Gümüş Aslan ödülünü aldı ve en iyi Senaryo dalında Oscar’a aday gösterildi. Jackson ve yardımcısı Fran Walsh tarafından senaryosu yazılan film, 50’lerde Yeni Zelanda’da işlenen bir cinayetle ilgili.  Filmin, iki akıllı ve geniş hayal gücü olan genç kızın takıntılı dostluklarının birinin annesini öldürmeye kadar gittiği ilginç bir hikayesi var

Diğer filmleri: Başrolünü Michael J.Fox’un oynadığı The Frighteners, Yetişkinler için kukla filmi Meet the Feebles ve Braindead. Jackson bu projelerde aynı zamanda yardımcı yazarlığı da üstlenmiş. Braindead, uluslararası festivallerde gösterildi ve prestijli Saturn ödülü de dahil olmak üzere 16 bilim kurgu ödülü kazandı. Jackson, ayrıca film festivallerine giden Forgotten Silver belgeselinin yardımcı yönetmeni.

1961’de Cadılar Bayramında Yeni Zelanda’da doğdu. Genç yaşında ailesinin Super-8 kamerası ile film çekmeye başladı. 17 yaşında okulu bıraktı ve Yeni Zelanda Film Endüstrisinde umduğu işi bulamayınca, fotoğraf baskı asistanı olarak işe başladı. 16 mm’lik bir kamera aldıktan sonra, kısa bir bilim kurgu komedisi çekmeye başladı. Bu proje, 3 yıl sonra Bad Taste adında 75 dakikalık tamamen kendi maaşıyla finanse ettiği bir filme dönüştü. Sonunda Yeni Zelanda Film Komisyonu, filmi tamamlaması için para verdi ve bu film bir kült klasiği oldu.

BARRIE M.OSBORNE (Yapımcı)

Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği ve Yüzüklerin Efendisi:İki Kule filmlerinin yapımcısı olan Barrie M. Osborne, En İyi Film dalında British Academy of Film and Television Arts tarafından iki kez ödüle aday gösterildi, birini kazandı. Ayrıca ve bir AFI Film Ödülü kazandı. İki kez Oscar’a aday gösterildi.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki yapımcılığının yanı sıra dünya çapında çok büyük hasılatlar elde eden ve devrim yaratan görüntü efektlerine sahip olan The Matrix  filminin “Yapım Sorumlusu” görevini de üstlenmişti. John Woo’nun Face/Off’u ve China Moon’un yapımcılığını, The Fan, Dick Tracy, Childs Play, Wilder Napalm ve Rapa Nui ve Peggy Sue Got Married filmlerinin sorumlu yapımcılığını üstlenmiştir.

New York’un yerlisi, Minnesota Carleton College, Sosyoloji mezunu.  1970 yılında yardımcı editör ve yardımcı prodüksiyon amiri olarak film endüstrisine girmeden önce Amerikan Ordusu Mühendisler Birliğinde Üstteğmenliğe kadar yükseldi. Amerikan Yönetmenler Birliğince eğitim programına kabul edildi.  Osborne, Francis Ford Coppola, Alan Pakula ve Sydney Pollack’ın asistanı olarak şu filmlerde çalıştı : Baba 2, Akbabanın 3 günü, Başkanın Adamları.  Değişik filmlerde farklı görevlerde çalıştı : Apocalypse Now, The Big Chill, King of Comedy, The Cotton Club, Cutter’s Way, Fandango ve China Syndrome.

Walt Disney’de film prodüktörlüğünde iki yıl başkan yardımcılığından sonra şu filmleri yaptı: Ruthless People, The Color of Money, Tin Man, 3 Men and a Baby, Tough Guys, Outrageous Fortune, Roger Rabbit ve Good Morning Vietnam.

FRAN WALSH (Yazar/Yapımcı)

Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği filminde üstlendiği yardımcı yazarlık göreviyle, Oscar’a, British Academy of Film and Television Arts Ödülü’ne ve Writers Guild of America Screen Ödülü’ne aday gösterilen Walsh, (Peter Jackson, Barrie Osborne ve Tim Sanders ile beraber) AFI Film Ödülü’nü kazandı.

Meslekdaşı Peter Jackson’la birlikte yazdığı Heavenly Creatures filmi için en iyi senaryo dalında Oscar’a aday gösterildi. Jackson’la beraber yazdığı diğer filmler : Forgotten Silver, The Frighteners, Meet the Feebles ve Braindead.  Walsh’ın müzik geçmişi de var. Yazarlık kariyerine Victoria Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümünü bıraktıktan sonra başladı.

PHILIPPA BOYENS (Yazar)

Variety’de 2000 Yılında, “Dikkat Edilmesi Gereken 10 Yazar” listesinde adı yayınlandığından beri Philippa Boyens, ilk büyük çıkışını Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki senaryo yazarlığıyla yaptı. Oscar’a, British Academy of Film and Television Arts Ödülü’ne ve Writers Guild of America Screen Ödülü’ne aday gösterildi. Daha önce tiyatrolarda oyun yazarlığı, öğretmenlik, yapmcılık yapan ve kurgucu olarak çalışan Boyens, New Zealand Writers Guild”in yöneticisiyken, sinemaya geçti. On bir yaşından beri hayran olduğu J.R.R. Tolkien'in eserlerine duyduğu sevgi nedeniyle bu büyük projeye katıldı.

ROBERT SHAYE VE MICHAEL LYNNE (Yapım Sorumluları)

Robert Shaye ve Michael Lynne, New Line Cinema’nın başkanı ve yönetim kurulu üyesidirler.  Lynne’in şirkete katılmasından sonra Lew Line sanatsal filmler dağıtan bir şirketten, eğlence sektörünün önde gelen bağımsız filmler üreten ve dağıtan bir şirket halini almıştır.

Şirket 2002 yılında, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk iki filmi dışında Blade II, John Q, Austin Powers in Goldmember ve About Schmidt gibi yapımlar sayesinde hem yerel hem de uluslararası piyasadaki ilk beş şirket içine yükselmeyi başarmıştır. Şirket, dünya çapında 1,8 milyon dolar kazanarak yerel piyasada %59’luk, uluslararası piyasalarda ise %200’lük bir büyüme sağlamıştır.

Yüzüklerin Efendisi:Kralın Dönüşü, bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir yapımla aynı anda çekilen üçlemenin son filmidir. Şu ana kadar üçleme dünya çapında 1,8 milyar dolar gişe hasılatı elde etmiş ve birçok dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve bu ödüle layık görülmüştür. Üçlemenin sabırsızlıkla beklenen son bölümü Yüzüklerin Efendisi:Kralın Dönüşü, 17 Aralık 2003’de vizyona girecek.

New Line’ın 2003 yapımları arasında yönetmenliğini Tim McCanlies’in (The Iron Giant) yaptığı, Oscar ödüllü sanatçılar Robert Duvall, Michael Caine ve Oscar ödülü adayı Haley Joel Osment’ın oynadığı Secondhand Lions’ın yanısıra Jessica Biel’in oynadığı The Texas Chainsaw Massacre ve Jon Favreau’nun yönettiği Will Ferrell’in başrolünü üstlendiği aile komedisi Elf bulunuyor.

2004 takviminde Nick Cassavetes’in yönettiği, Gena Rowlands ve James Garner’ın oynadığı The Notebook, Ashton Kutcher’ın oynadığı The Butterfly Effect, Pierce Brosnan ve Julianne Moore’un oynadıkları Laws of Attraction, yönetmenliğini Jonathan Glazer’ın (Sexy Beast)yaptığı başrolünü Nicole Kidman’ın üstlendiği doğaüstü drama Birth, romantik komedi Monster in Law, Jim Carrey’nin çok beğenilen Mask filminin devamı olan Son of the Mask, Pierce Brosnan ve Salma Hayek’in rol aldıkları After the Sunset gibi filmler bulunmakta.

New Line, geçtiğimiz yıllarda Rush Hour ve Austin Powers gibi sevilen seri filmlerin yanısıra, Wag the Dog, Boogie Nights, The Wedding Singer, Dumb and Dumber, The Mask ve Seven gibi hit filmlere de imza atmıştır. Şirketin Fine Line Features adı verilen özel departmanı En İyi Film dalında Oscar ödülü adayı olan Shine, Dancer in the Dark, The Anniversary Party, The Sweet Hereafter ve son olarak da Sundance Grand Jüri ödükü kazanan American Splendor gibi büyük beğeni toplayan filmleri vizyona sokmuştur.

MARK ORDESKY (Yapım Sorumlusu)

Hayatı boyunca J.R.R. Tolkien'in romanının büyük bir hayranı olan Mark Ordesky, New Line'ın dikkatini Peter Jackson'ın film projesine çekmeyi başarmış, ve sonunda üç filminde sorumlu yapımcılığını üstlenerek filmlerin hayata geçmesinde faal olarak görev almıştır. Ordesky şu anda New Line yapım şirketininbaşkan yardımcılığını ve idare kuruluı başkanlığı görevlerini yürütmektedir. 1997’de Oscar kazanan Shine’ı almanın zaferi ile Fineline Filmin başına geçti.  34 yaşında Hollywood’da bir film şirketinin başına geçen en genç yöneticilerden biri oldu. Ordesky, Fine Line’da yaratıcı insanların çalışmalarına destek veren benzersiz bir film kültürü yarattı. Bir yandan, Bernardo Bertolucci, Lars Von Trier ve David Mamet gibi yönetmenlerle, uzun soluklu ilişkiler kurarken bir yandan da Sundance ödüllü Gavin O’Connor, Bob Pulcini ve Shari Spring Berman gibi genç yeteneklerin güvenle sığınabileceği bir liman oldu. Ordesky, Saving Grace, Bernardo Bertolucci’nin Besieged’i, Oscar adayı Before Night Falls, Tumbleweeds, ve The Sweet Hereafter gibi filmlere de yetişmeyi başardı.

Ordesky’nin Newline Sinema’daki kariyeri 15 yıl önce senaryo okuyarak başladı.  Basamakları yavaş yavaş tırmanırken John Waters’la Şirketin ilişkilerini yönetmekten, Jackie Chan’ı başarılı Rumble in the Bronx filmi ile Amerikan seyircisi ile tanıştırmaya kadar. her türlü görevi üstlendi.

ANDREW LESNIE, A.C.S. (Görüntü Yönetmeni)

Andrew Lesnie’nin Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği’ndeki çalışmaları kendisine bir Oscar Ödülü kazandırdı. Ayrıca aldığı diğer ödül ve övgülerin yanı sıra American Society of Cinematographers Ödülü’ne ve British Academy of Film and Television Arts Ödülü’ne aday gösterildi.

Andrew Lesnie, Avustralya Sinemacılar Birliğinin Milli ödülünü 1995 ve 1996’da alarak iki sene üst üste yılın Avustralya’lı Sinemacısı oldu. 1997’de Doing Time for Patsy Cline ile Avustralya Film Enstitüsü ödülünü kazandı ve aynı film için bir altın ödül aldı.  Babe için 1996’da, 1995’te Temptation of a Monk, 1994’te Spider and Rose’la altın Tripod ödülünü aldı. Diğer filmleri: Two if by Sea, The Sugar Factory, Fatal Past, The Delinquent, Dark Age, Boys in the Island, Daydream Believer ve Unfinished Business.  Lesnie ayrıca Fairwell to the King, Incident at Raven’s Gate ve Arount the Wold in Eighty Ways’de ikinci ünite görüntü yönetmenliği yaptı. The Making of The Road Warrior, Peter Brook ve Avustralya’daki Paris Theatre Company konulu Stages, ve Arnold Schwarzenegger’ın rol aldığı The Comeback belgesellerini çekmiştir. TV için The Rainbow Warrior Conspiracy, Melba (A.C.S başarı ödülü), Cyclone Tracy (A.C.S en iyi görüntü için altın Tripod ödülü) buna ek olarak Lesnie The Outing ve The Same Stream kısa filmleri için ödüller aldı.

RICHARD TAYLOR (Yaratık, Minyatür, Zırh, Özel Makyaj Efektleri Sorumlusu)

Özel efekt şirketi WETA’nın yöneticisi Richard Taylor, Peter Jackson’ın Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, The Frighteners, Heavenly Creatures, Braindead, Meet the Feebles ve televizyon belgeseli “Forgotten Silver” da dahil olmak üzere, bütün uzun metrajlı sinema filmlerinde özel efekt tasarımcılığı yaptı. Taylor, ortağı Tania Rodger ve WETA ekibiyle gerçekleştirdiği benzersiz işle iki dalda Oscar ve En İyi Görsel Efekt, En İyi Makyaj ve En İyi Kostüm dallarında üç British Academy of Film and Television Arts Ödülü kazandı. Aldığı daha pek çok ödül ve övgülere ek olarak, En İyi Kostüm dalında BAFTA ve Oscar ödüllerine aday gösterildi.

Taylor’ın şimdiye kadar yaptığı diğer önemli işler arasında, Heaven, The Ugly, Once Were Warriors, Jack Brown Genius, Tidal Wave, The Tommyknockers ve A Bright Shining Lie’ı sayabiliriz. Taylor, televizyon için de çalıştı; “Hercules”, “Xena: Warrior Princess” ve “Young Hercules” için yaratıklar ve özel makyaj efektleri hazırladı.

GRANT MAJOR (Yapım Tasarımcısı)

Grant Major, American Film Institute’den AFI En İyi “Production Designer” ödülünü kazandı. Ayrıca Oscar’a ve British Academy of Film and Television Arts ödüllerine de aday gösterildi. Major, elde ettiği başarıların yanı sıra Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği ve Yüzüklerin Efendisi:İki Kule filmleriyle bir kez Oscar bir kez de BAFTA ödülüne aday gösterilmiş, Art Directors Guild’ın Yapım Tasarımcılığında Mükemmellik ödülünü kazanmıştır.

95’te Peter Jackson’un Heavenly Creatures’ı için Yeni Zellanda Film Ve TV en iyi tasarım ödülünü aldı. İki yıl sonra aynı ödülü The Ugly için aldı.  Major’ın diğer filmleri : Jackson’un Frighteners’ı, Memory and Desire, The Abberrations, Jack the Nimble, An Angel At My Table ve sanat Yönetmeni olarak Other Halves.  Major’ın TV çalışmaları : Herkül, The Grasscutter, Hanlon dizisi, reklamlar ve haber programları, ayrıca TV filmi The Chosen’da prodüksiyon tasarımcısı olarak çalıştı. Yeni Zelanda Kuzey Palmerston’da doğdu. Major’ın tasarım kariyeri Yeni Zelanda Televizyonunda başladı.

In addition to The Lord of the Rings, Major most recently designed the production for the acclaimed independent film, The Whale Rider.

Yeni Zelanda Palmerston’da doğan Major kariyerine Yeni Zelanda Televizyonunda başlamıştır. Geçmişinde Commonwealth oyunları seremonisi, Avustralya ve Ispanya’daki Dünya Fuarlarında Yeni Zelanda pavyonlarının tasarımı.

MICHAEL HORTON (Kurgu)

Michael Horton, Yeni Zelanda film endüstrisinin 30 yıllık emektarlarından. Horton, bugüne kadar yüzlerce reklam filminin ve iki düzineden fazla sinema filminin montajını yaptı. Bu filmler arasında, Roger Donaldson’ın yönettiği Smash Palace; Geoff Murphy filmi The Quiet Earth; Sam Neill tarafından yönetilen Cinema of Unease ve Lee Tamahori’nin yönetmenliğini üstlendiği Once Were Warriors adlı filmleri sayabiliriz. Horton’la Peter Jackson’ın, ortak bir ilgi alanı da var: Keçi Çiftçiliği.

RICK PORRAS (Ortak Yapımcı)

Yüzüklerin Efendisi filmlerindeki çalışmalarından önce Rick Porras, Contact’ın yardımcı yapımcılığını ve daha önce Peter Jackson’la The Frighteners’ın süpervizörlüğünü yaptı. Porras, Stanford Üniversitesinden mezun olduktan sonra, Filmline International’da festival ve pazarlarda alıcı olarak film endüstrisine adım attı. Sonra Robert Zemeckis Productions’a yapım asistanı olarak katıldı ve Tales From the Crypt, Yellow ve The Public Eye’de Zemeckis’in yardımcılığını yaptı. Porras, Zemeckis ile çalışmaya devam ederek Death Becomes Her’de ortak yapımcılık, ve Forrest Gump’da post-prodüksüyon sorumlusu olarak görev yapmıştır. Ayrıca Tales From The Crypt: You Murderer filminin ve South-Side Amusement Şirketinin post-prodüksiyon danışmanlığını da üstlendi.

JAMIE SELKIRK (Ortak Yapımcı)

Yüzüklerin Efendisi filmlerinde görev almadan önce Selkirk, Peter Jackson’un filmlerinin çoğunda çalıştı. Önce editör, ses editörü ve post prodüksiyon süpervizörü olarak çalıştı.  Bad Taste, Meet The Feebles ve Heavenly Creatures. Jackson’un Braindead’iyle Selkirk,  prodüktör yardımcılığına yükseldi. Sonra  Frighteners’la prodüktör ve editör oldu.  Diğer filmleri : Jack Brown Genius, The Lie or the Land, Buttletrack, the Scarecrow, Wild Horses, the Silent One.

Selkirk’in editörlük kariyeri Zeni Zelanda Yayıncılık Şirketinde başladı.  Öğrenci editör olarak çalıştı, haberler, belgeseller ve dramalarda kısaltma kesme işlemleri yaptı. Mr. Chopper adlı kendi Post-Prodüksiyon Şirketini kurdu.  Çeşitli prodüksiyonlarda ve TV reklamlarında çalıştı.

ANGILA DICKSON (Kostüm Tasarımcısı)

Dunedin / Yeni Zelanda’da doğan Ngila Dickson, Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği  filmindeki çalışmaları nedeniyle, Oscar’a ve British Academy of Film and Television Arts Ödülü’ne aday gösterildi. 1997 ve 98 yıllarında çalışmalarından ötürü Yeni Zelanda Televizyonunun tasarıma en iyi katkı ödülünü  ve televizyon dizisi Zeyna: Savaşçı Prenses için hazırladığı kostümlerle Dördüncü Uluslar arası Kült TV ödüllerinde en iyi kostüm ödülünü aldı.  Kostüm tasarımcısı olarak çalıştığı filmler: Peter Jackson’un Heavenly Creatures’ı Jack Be Nimble, Crush, Grampire, Ruby and Rata, User Friendly ve TV filmi Rainbow Warrior. TV dizileri Herkül, Zeyna, High Tide, Mrs.Piggle Wiggle ve Ray Bradbury dizileri için tasarım yaptı.

Şu anda Tom Cruise’un başrolde oynadığı Edward Zwick filmi The Last Samurai için kostüm tasarlıyor.

HOWARD SHORE (Besteci)

Şimdiye kadar 60’dan fazla filmin müziğini besteleyen Shore, Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği ile En İyi Film Müziği dalında Oscar ve Grammy Ödüllerini kazandı. Ayrıca Los Angeles Film Critics, The Chicago Film Critics ve The Broadcast Film Critics tarafından ödüle layık görüldü.

Yüzük Kardeşliği ve İki Kule filminin müziklerini içeren soundtrack albümleri, 2001 ve 2002 yıllarında piyasaya çıktıklarından bu yana 3 milyondan fazla satmış ve çıktıkları günden beri En İyi 100 listesinde yer almayı başarmışlardır. İngiltere’de yayın yapan Classic FM, Yüzüklerin Efendisi film müziklerini iki yıl üst üste “Tüm Zamanların En İyi Film Müziği” ödülüne layık görmüştür.

Shore’un önde gelen çalışmaları arasında, Jonathan Demme’in yönettiği The Silence Of The Lambs ve Philadelphia’yı; Tim Burton’ın yönettiği Ed Wood’u; David Fincher’ın yönetmenliğini üstlendiği,  Seven ve The Game’i; Kevin Smith filmi Dogma’yı; ve Martin Scorsese’in yönettiği After Hours’u sayabiliriz. Diğer bazı film müziği çalışmalarını ise, Analyze This, Mrs. Doubtfire ve Big için yaptı.

Shore'un, yönetmen David Cronenberg’le uzun soluklu çalışmaları, The Brood (1979), Scanners (1980), Videodrome (1983), The Fly (1986), Dead Ringers (1988), Naked Lunch (1990), M. Butterfly (1993), Crash (1996), eXistenZ (1999) ve Spider (2002) gibi film müziklerini ortaya çıkartmıştır. Shore’un kısa zaman içerisinde başlayacak diğer projeleri arasında yine Peter Jackson’la birlikte çalışacaklar King Kong ve Martin Scorsese’la birlikte çalışacağı The Aviator sayılabilir.

Eğitimini Boston’daki Berklee School of Music’te tamamlayan Shore, 1969’dan 1972’ye kadar “Lighthouse” adlı grupla çalıştı. Saturday Night Live’ın fikir babalarından ve yaratıcılarında olan Shore, 1975’ten 1980’e kadar orkestra şefliği yaptı.

Shore, iki Los Angeles Film Critics ödülü aldı. Grammy Ödülü’ne ve İngiltere’de iki defa BAFTA Ödülü’ne aday gösterildi. Ayrıca, New York’ta bir Gotham Ödülü ve Kanada’da Saturn Award for Science Fiction Ödülü’nü kazandı. Mayıs 200’de Belçika’da Ghent Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve bir hafta boyunca devam eden, Shore’un ilk dönemlerinden başlayarak, bugüne kadarki çalışmalarını ele alan bir etkinlikle onurlandırıldı. Los Angeles County Museum of Art, Aralık 2002’de Shore’un film müziklerini içeren retrospektif bir sergi açtı.

Shore’un besteler, dünya çapındaki konserlerde de canlı olarak çalınmaktadır. Shore son olarak, Oscar ve Grammy ödüllerini kazandığı Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği filminin müziklerini Royal Festival Hall’da Londra Filarmoni Orkestrası ile sunmuştur. Bu konser bestecinin ilk İngiltere konseri olma özelliğini de taşımaktadır. Shore’un besteleri, İspanya’da Seville Film Music Festival; Avustralya Melbourne’da Cinesonic’in 1st International Conference on Film Scores and Sound Design etkinliği ve Kanada Ottowa’da National Arts Centre da dahil olmak üzere  dünyanın pek çok yerinde yapılan konserlerde seslendirildi. Kasım 2000’de Shore, David Cronenberg’in Naked Lunch’ını, Concert to Projection ismiyle ilk defa, izleyiciler filmi izlerken canlı olarak orkestrayı yöneterek seslendirdi. Gösteri, İrlanda Belfast’ta Belfast Festival at Queens organizasyonunun bir parçası olarak Ornette Coleman ve Ulster Orchestra’nın da dahil olduğu bir ekiple gerçekleştirildi. Naked Lunch Concert to Projection gösterisi en son Mart 2001’de, Londra’daki Barbican Centre’da Barbican’ın düzenlediği Only Connect: A Series of Extraordinary Live Events etkinlikleri çerçevesinde tekrar gerçekleştirildi. Haziran 2003’deki David Cronenberg retrospektif film sergisinde The Brood filminin müziği ve dünya galası yapılan Spider filminin müziği Mexico City’de konserlerde çalınmıştır.

Filmin Kasım 2003’deki Wellington, Yeni Zelanda galasında Yeni Zelanda Senfoni Orkestrası ve korosu Shore’un yönetiminde “The Lord of the Rings: A Symphony in Six Movements” senfonisini ilk kez icra etmişlerdir. Shore yönetimindeki koro önümüzdeki aylar içerisinde Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Avustralya’da da sahne alacak. Shore’un film müziği çalışmalarından ayrı olarak yaptığı oda müziği besteleri, Arabesque Record’un "Reel Life - The Private Music of Film Composers Vol. 1" albümünde yer aldı.

JIM RYGIEL (Görüntü efektleri süpervizörü)

1980’de Otis Parsons tasarım okulundan mezun olduktan sonra Pasifik Electric Pictures’a katıldı. Reklam ve film pazarları için bilgisayar animasyonları kullanan ilk şirketlerden biri. 1983’te Rygiel’in çalışmaları onu dijital prodüksiyonlara götürdü. Orada The Last Starfighter’da çalışmaya başladı.  Uzay gemileri için maket yerine dijital görüntü kullanmakta öncülük yapan bir film. Rygier’ın reklam çalışmaları bir çok ödül kazandı. Sonny Walkman tanıtımı ile prestijli Clio ödülünü kazandı.  1987’den 1989’a Pasific Data Images ve Metrolight görsel efekt şirketlerinde sayısız projelere imza attı. 1989’da Boss Film Stüdyolarında bilgisayar  animasyon bölümü kurmasını ve yönetmesini istediler. Bu bölümde birkaç kısa senede 75 animatör ve 100 destek elemanı çalışmaya başladı. Geo Prism Otomobil reklamı ile bir Clio ödülü daha kazandı. Bass’tayken bir çok filmde hem dijital hem görsel efekt süpervizörü olarak çalıştı.  Çalıştığı filmler arasında : Starship Troopers, Species, Outberak, Air Force I, the Scout, the Last Action Hero, Cliffhanger, Batman Returns, Alien 3 ve Ghost sayılabilir. 97’de The Parent Trap, Startreck Insurection, Anna and the King ve 102 Dalmaçyalı’nın süpervizörlüğünü yaptı.

Rygiel 2002 yılında, Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği filmindeki çalışmalarından dolayı Oscar, BAFTA ve American Film Institute'un ilk AFI Yılın Dijital Efektler Sanatçısı ödüllerine layık görülmüştür.Yüzüklerin Efendisi:İki Kule filmindeki başarılı süpervizörlüğü kendisine Oscar ve BAFTA ödülleri adaylığı da dahil olmak üzere pek çok adaylık ve ödül kazandırmıştır.

ALAN LEE (Konsept sanatçısı ve set dekoratörü)

Alan Lee, Yüzüklerin Efendisi, Tolkien’in Yüzüğü ve Hobbit kitaplarındaki 50 suluboya konsept resmini çizmiştir. Kendisi ayrıca Yüzüklerin Efendisi için konsept eskizleri hazırlamıştır.

Lee, Tolkien’i çok etkileyen Celtic ve Norse efsaneleri üzerine çalışmalar yapmıştır. Diğer ilüstrasyonları arasında Brian Froud’la birlikte ortaya çıkardıkları fantezi proje Faeries, The Mabinogion, Castles, The Mirrorstone, The Moons Revenge, Merlin Dreams, Black Ships Before Troy ve The Wanderings of Odysseus sayılabilir. Lee, Black Ships Before Troy’la layık görüldüğü Kate Greenway Medal’dan başka pek çok prestijli ödül kazanmıştır. Son olarak 1988 yılında World Fantasy Awards’da En İyi sanatçı seçilmiştir.

Lee film endüstrisinde kavramsal tasarımcı olarak Legend filminde çalışmaya başladı. Diğer filmleri: Eric the Viking ve başarılı TV serisi Merlin’dir.

JOHN HOWE (Konsept sanatçısı)

John Howe, dünya çapında, daha çok, takvim, poster, mont gibi pek çok ürün için hazırladığı Tolkien temalı resimlerle tanınıyor ve Tolkien’in eserlerine duyduğu tutkuyu, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi için kavramsal resimlere döküyor.

Howe Avrupa film endüstrisi, çizgi roman ve kitaplarda sıkça çalıştı.  Özellikle fantezi, tarihi ve çocuk kitaplarında. Tanınmış Maison d’Ailleurs’ün resepsiyonunu, İsviçre Yverdon-les-Bains Bilim Kurgu Müzesini dekore etti.  Ve son 20 yılda Avrupa da çeşitli sergiler açtı. Ayrıca animasyon televizyonu için background yaptı.

Vancouver doğumlu John Howe, aile çiftliğinden, büyük şehire kaçtı; fakat bir yıl sonra, kendisini Fransa’da illüstrasyon eğitimi alırken buldu. Mezun olduktan sonra, dergilerden çizgi romanlara, anime filmlerden çocuk kitaplarına ve tarihi kitaplara kadar pek çok alanda, yazar, illüstratör ve fotoğrafçı olarak çalıştı. Birkaç farklı fantazi ve bilimkurgu yayıncısı için çalışan ve aynı zamanda kitap yazmaya ve resimlemeye devam eden Howe’nin işinin büyük bir bölümünü Tolkien’le ilgili çalışmalar oluşturuyor. Son olarak tamamladığı işlerden biri de en çok satan kutu oyunlarından biri olan, Yüzüklerin Efendisi masa üstü oyunu için hazırladığı resimler.

DAN HENNAH (Sanat Yönetmeni – Set Dekorasyonu)

Peter Jackson’la beraber Yüzüklerin Efendisi/ Yüzük Kardeşliği üzerinde çalışmaya başlamadan önce, The Frighteners’da Peter Jackson’un sanat yönetmeniydi.  Sanat Yönetmeni olarak diğer filmleri: Sinking or the Rainbow Warrior, White Water Summer ve Savage Island.  Süpervizör sanat yönetmeni olarak The Rescue’da, prodüksiyon tasarımcısı olarak Mesmerized’da ve Kostüm sorumlusu olarak Mutiny on the Bounty’de.  Hennah, Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği ve Yüzüklerin Efendisi: İki Kule filmlerindeki çalışmalarıyla, En İyi Sanat Tasarımı dalında Oscar Ödülü’ne aday gösterildi.

TV için prodüksiyon tasarımcısı olarak Cloud 9 TV dizileri, The Tribe, Twist in the Tale, William Tell ve Treasure Island. 99’dan 2001’e eş tasarımcı olarak görev aldı. Heart of the High Country’de sanat yönetmeni, haftanın filmi Adrift’de prodüksiyon tasarımcısı. Hustings Yeni Zelanda’da doğdu.  Wellington Politeknik Mimarlık Fakültesinde okudu. Film endüstrisindeki ilk işi Prisoner filminde prodüksiyon asistanlığı.

PETER OWEN (Makyaj ve Saç tasarımı)

Peter Owen 30 yıldan uzun bir süre önce Bristol Üniversitesinde Modern Diller eğitimi alırken Bristol Old Vic’de çalışmaya başladı. Avrupa çapında tiyatro, televizyon ve operalarda çalıştıktan sonra The Draughtsman’da sözleşmeli olarak makyaj ve saç tasarımcısı olarak çalışmaya başladı. İlk çalışmaları arasında Prick Up you Ears ve Dangerous Liaisons vardır.

Owen, Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği filmiyle Oscar’a layık görülmüştür. Diğer çalışmaları arasında Little Women, Age of Innocence, Oscar & Lucinda, Bird Cage, Beloved, Portrait of a Lady, Onegin ve Tim Burton’ın Sleepy Hollow filmindeki çalışmasıyla 200. yılında Birinci Geleneksel Hollywood Makyaj ve Saç Tasarımı Meslek odasının verdiği En İyi Karakter Makyajı ödülünü kazanmıştır.

Owen’ın Peter King ile şirketi Owen & King’in devamlı müşterileri arasında Merryl Streep, Michele Pheiffer, John Malkovitch, Bruce Willis, Nicole Kidman, Kate Blanchett, Johnny Depp, Cameron Diaz, Robert de Niro, Helen Hunt ve Ralph Fiennes var.

PETER KING (Makyaj ve saç tasarımı)

Bir kuaför olarak çalışıp eğitim aldıktan sonra Bristol Old Vic’e katıldı ve ilk filmi The Draughtsman’s Contract’da çalışmaya başladı.  Bundan sonra King, Peter Owen için sayısız opera, tiyatro ve film prodüksiyonlarında Caroline Turner ile bir şirket kurana kadar çalıştı.  Tasarımcı olarak ilk çalışmaları : The Blackheath Poisonings, Secret Weapon, Princess Caraboo, Fairytale, A True Story ve Batman.  Daha yeni filmleri : The Avengers, Little Voice, Velvet Goldmine ve An İdeal Husband için BAFTA adaylıkları oldu.

Ekip olarak çalışan Owen ve King’in, aralarında Meryl Streep, Michelle Pfeiffer, John Malkovich, Bruce Willis, Nicole Kidman, Cate Blanchett, Johnny Depp, Cameron Diaz, Robert De Niro, Helen Hunt ve Ralph Fiennes’de olan pek çok düzenli müşterisi var.

YAPIMCILAR HAKKINDA

New Line Cinema, J.R.R. Tolkien’in tüm dünyada dikkatleri çeken üçlemesinin can damarı olan zorlu yolculuğun son bölümünü sunar; Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü. Yapımcılığını, yardımcı yazarlığını ve yönetmenliğini Peter Jackson’ın yaptığı Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü; hem insanların destansı kahramanlık arayışını, hem dostlukları ve düşmanlıklarını, hem de cesaret, sadakat ve kararlılıkla en küçük bir insanın bile dünyayı nasıl değiştirebileceğinin hikayesini anlatmaktadır.

Kralın Dönüşü filminin vizyona girmesiyle birlikte, New Line Cinema’nın Ortak Başkan ve ortak Yönetim Kurulu üyeleri, aynı zamanda filmin sorumlu yapımcıları Robert Shaye ve Michael Lynne, Peter Jackson’ın başarısının büyüklüğüne ayna tutuyorlar. Shaye; “Michael ve ben zaman zaman inancımızda büyük sıçramalar yaşadık.” diyor. “Ama başka filmlerin yapımında bu hiç yaşanmadı. Üç bölüm arka arkaya çekildi. Ancak Peter’in kararlılığına inanıyorduk. Bu inancımız sonunda mükafatını gördü. Zarları attık ve düşeş geldi. Peter olağanüstü üç sinema filmine imza attı.”

Yaptığı yenilikler ve aldığı risklerle adını duyuran New Line Cinema, Jackson’ın, Tolkien’in devasa eserine bakış açısı üzerine bir kumar oynadı. “Hem Peter’a hem de Tolkien’in ölümsüz hikayesine, filmleri izlenmeye istek uyandıracakları konusunda inancımız tamdı.” diye ekliyor Michael Lynne. “Yani, pek çok açıdan bir riskti, ancak almaya değerdi.”

Shaye ve Lynne, Jackson’ın eşi benzeri görülmemiş bir destan yaratacağından emin olsalar da, üçlemedeki asıl sürpriz Jackson’un ve oyuncu kadrosunun üçlemeye kazandırdıkları duygusal çekim olmuştur. “Yüzüklerin Efendisi filmlerindeki rolleri, bazı oyuncular için kariyerlerinin doruk noktası olmuştur.” diyor Shaye ve Lynne.  “Jackson ve ekip üyelerinin birbirlerine duydukları karşılıklı saygı ve güven, Peter’in daha çok bir oyuncu yönetmeni olduğunu ortaya çıkarıyor. Macera mükemmel, ancak filmlerdeki oyunculuklar da tam anlamıyla nefes kesici.”

Kralın Dönüşü filminin yapımcılığını Barrie M. Osborne, Fran Walsh ve Jackson üstlenmiş. Senaryo, Fran Walsh, Philippa Boyens ve Peter Jackson tarafından J.R.R. Tolkien’in hikayesinden kaleme alınmış.

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü filminde rol alan yıldızlar alfabetik sırayla; Sean Astin, Sean Bean, Cate Blanchett, Orlando Bloom, Billy Boyd, Marton Csokas, Brad Dourif, Bernard Hill, Ian Holm, Christopher Lee, Ian McKellen, Dominic Monaghan, Viggo Mortensen, John Noble, Miranda Otto, John Rhys-Davies, Andy Serkis, Liv Tyler, Karl Urban, Hugo Weaving, David Wenham, ve Elijah Wood’dur.

İngiltere kast yönetmenliği John Hubbard ve Amy MacLean, Amerika Birleşik Devletleri kast yönetmenliği Victoria Burrows, Yeni Zelanda kast yönetmenliği Liz Mullane ve Avustralya kast yönetmenliği Ann Robinson üstlenmiştir. Kostüm tasarımcıları Ngila Dickson ve Richard Taylor’dır. Özel makyaj, yaratıklar, zırhlar, maketler ve minyatürler Weta Workshop tarafından hazırlanmıştır. Dijital görsel efektlerin tasarımı ve yapımcılığı Weta Digital tarafından gerçekleştirilmiştir. Görsel efektler danışmanlığını Jim Rygiel üstlenmiştir. Filmin müzikleri Howard Shore tarafından hazırlanmıştır. Filmin editörü Jamie Selkirk, yapım tasarımcısı Grant Major’dır. Andrew Lesnie, A.C.S. görüntü yönetmeni, yardımcı yapımcılar Rick Porras ve Jamie Selkirk’tir. Robert Shaye, Michael Lynne ve Mark Ordesky sorumlu yapımcılardır. Yapımcılığını Barrie M. Osborne, Fran Walsh ve Peter Jackson’ın üstlendiği Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü, filminin senaryosu J. R. R. Tolkien’in kitabından Fran Walsh, Philippa Boyens ve Peter Jackson tarafından kaleme alınmıştır. Filmin yönetmeni Peter Jackson’dır.

© MMIII New Line Productions, Inc. - Yüzüklerin Efendisi, Yüzük Kardeşliği, İki Kule, Kralın Dönüşü, burada adı geçen karakterlerin isimleri, olaylar, nesneler ve mekanlar The Saul Zaentz Company’nin Tolkien Enterprises’ın New Line Productions, Inc. lisansı altındaki ticari markalarıdır. Bütün hakları saklıdır.

GÖRSEL AHENK:

MEKANLAR, SETLER VE MİNYATÜRLER

“Görsel yolculuğumuzda, Shire’ın güzel ve zengin yeşilliğinden, yola koyulan Elf’lerin sonbahar renklerine ve Atçanyurt’un soluk sarı tonlarına kadar uzandık. Tolkien’in yazdıklarına benzer bir şekilde yolumuza devam edersek; endüstri devriminin gelişi, güzel kırsal alanların yok edilmesi ve maddi zenginlik peşinde koşulmaya başlanmasıyla birlikte yolculuğumuzun mutlaka Mordor’da, bu endüstriyel çöplüğün kasvetli kömür karasında noktalanması gerekir.”

– Richard Taylor

Minas Tirith

Kralın Dönüşü filmindeki en karmaşık mekanlardan birisi de, yedi katmandan oluşan ve filmin büyük bir kısmının çözümlendiği kralların şehri Minas Tirith’dir. “Antik Roma ya da Antik Bizans dengi bir şeyler yaratma arayışındaydık. Olağanüstü bir yapı olmalıydı

yorumunu yapıyor Alan Lee. “.

Hem İki Kule filminde kullanılan Miğfer Dibi hem de Minas Tirith setleri, muazzam doğal kaya oluşumlarını barındıran ve Wellington’un hemen dışında bulunan Dry Creek taşocağına inşa edildi. “Minas Tirith şehri, Kralın Dönüşü filminde görmeyi arzu ettiğim şeylerin başında geliyordu.” diyor Peter Jackson. “Şehri iki farklı şekilde oluşturduk. Taşocağına devasa bir set inşa ettik. Taşocağının her kuytu yerine bir köşe kurduk. Daha sonra burayı yıkıp birkaç hafta içerisinde Miğfer Dibi kalesini inşa edip çekimleri yaptık. Sonra tekrar yıkıp birkaç hafta içerisinde Minas Tirith’i inşa ettik.”

Şehir, savaşçı bir ırk olan Gondorluların Kuzey Avrupa tarzı sofistikeliğini yansıtmalı, bir yandan da onların güzellik anlayışını ve görkemini ortaya çıkarmalıydı. Minas Tirith’in mimarisi Alan Lee’nin çizimlerinden ortaya çıktı. “Alan bu çizimlere kendi bakış açısını katmış” diyor Richard Taylor. “Çizdiği karakalem eskizlerle, Minas Tirith’in sadece mimarisini değil kültürünü de ortaya çıkartmış, aynı zamanda farklı aristokrat çevrelerin ve değişik toplum kesimlerinin bir arada nasıl yaşadıklarını anlamaya çalışmış.”

Major’ın yüzlerce kişiden oluşan yapım ekibinin Minas Tirith setini inşa etmeleri yaklaşık 6 ay sürdü. “Peter’ın Minas Tirith’de yapmak istediği çok şey vardı.” yorumunu yapıyor sanat yönetmeni Dan Hennah.  “Faramir’in mutlak ölüme giden adamlarının şehrin caddelerinde ilerleyişini görmek istiyordu. Bu sahneyi caddede çekerek görkemli hale getirmemizi istedi, böylece bu caddeyi geçen en az 100 atlı adam ve onlar için toplanan kalabalığı hareket halinde çekebilecekti. Ve Gandalf’ın, arkasında Pippin’le birlikte dörtnala gidişi... Bunları yapabilmek için, büyük bir ölçek, geniş bir alan gerekir. Daha sonra figüranlar ortaya çıkıp caddelerde boy gösterirler. İşte bir şehir kurdunuz. Bu gerçek. Bu kadar gerçek bir şeyin oluşturulmasına ortak olmak harika.

Shelob’UN İNİ

İni yaparken, oyuncuların ve teknisyenlerin içinde rahatça hareket edebilecekleri tüneller oluşturmak için polistirenden yuvarlak ve baklava biçimli yontulmuş kayalar yaptık. “Tüneller gerçek.” diyor Hennah. “İçlerinde koşulacak pek çok tünel, üzerinden atlanacak tepeler ve içine atlanılacak pek çok oyuk yaptık.”

John Howe, gittiği her yerde asidik izler bırakan, eski çağlardan kalma bu zehirli yaratığın evi olan, aşınmış kayayı barındıran inin tasarımını ortaya çıkartmıştır. Duvarlardan sallanan karmakarışık ağlar, sanat bölümünün, F2 tip yapıştırıcıları suya yatırarak elde ettiği maddeyi daha sonra duvarlara asarak, Shelob’un karmaşık ve yapışkan ağı görünümünü vermesiyle oluşturuldu

Mordor VE HÜKÜM DAĞI

Kralın Dönüşü filminin ana mekanı Mordor’un korkunç görünümlü ve kurak topraklarıdır. Jackson ve ekibi ideal yeri Ruapehu Dağı’nda bulmuşlardı. “İnsanı sersemletecek kadar hayret verici, çarpıcı, ve vahşi bir manzaraydı. Çekim yapmanın ve ulaşmanın son derece zor olduğu, bünyesinde sert koşullar barındıran bir yerdi.” diye tarif ediyor görüntü yönetmeni Lesnie.

Kardeşliğin destansı yolculuğu Mordor’da sona eriyor. Buradaki manzaranın Sauron’un kötülüğü ile örtüşmesi gerekiyordu. “Karşıdan Hüküm Dağı’na doğru baktığınızda korkuyu ve haşmeti hissetmelisiniz.” yorumunu yapıyor Alan Lee. “Eğer filme bu görüntüyü yansıtamazsak, bir anlamda başarısız olmuşuz demektir.”

Mordor’un oluşturulmasında pek çok senfonik öğe kullanıldı. Bilgisayarla oluşturulmuş görüntülerden, antik bir volkanın ağzında bulunan Yüzük’ün dövüldüğü Kıyamet Çatlağı’nın detaylı minyatürlerine kadar.

“Minyatür sette birkaç yıl boyunca filmin sonunu oluşturacak öğeyi ortaya çıkartabilmek için lav testi çekimleri yaptık.” diyor Richard Taylor. “Lav tabloları hazırladık ve Kıyamet Çatlağı’nın görsel yapısını ve derinliğini hayata geçirmek için pek çok yöntem geliştirdik. Hüküm Dağı’nın derinliklerindeki bu dev lav kazanının yanında duran  uçurumun, Orta Dünya’nın Yüzük için geldiği;Sam, Frodo ve özellikle Gollum’un yolculuğunun sona ermek üzere olduğu hissini vermesini istedik.”

Hennah’ın tanımı ile “Berlin Duvarının 500 katı” olan Kara Kapı için ses stüdyosuna gerçek boyutlu bir set inşa edildi. Amaç hem kapıların en üst noktasını temsil etmek, hem de devriye gezen Orkları hareket halinde çekebilmekti. Gandalf’ın, Sauron’un Ağzı’yla karşılaştığı sahneyi görüntüleyebilmek için kapıların alt kısmı da gerçek ebatlı bir set olarak inşa edilmişti. Kara Kapı’nın bütün olarak göründüğü sahneler ise, minyatürler kullanılarak çekildi.

Her ne kadar Cirith Ungol’ün basamakları ve Shelob’un ininin girişi için de minyatürler yapılmış olsa da, Sam ve Frodo arasındaki önemli sahneler gerçek ebatlı setler gerektiriyordu. Bu bölüm aslında iki tekniğin bir arada kullanılmasıyla çekildi.

ÖLÜLERİN YOLU

Aragorn’un görevindeki çok önemli anlardan birisi de, burada tutsak olmuş, gözden düşmüş askerleri uyandırmak için Ölülerin Yolu’ndan geçmeye karar vermesidir. Bu setleri oluştururken gerçeklik rehber unsur olmuştu. “Bazen bir yere girdiğinizde içinizi kötü bir şeylerin olacağına dair bir his kaplar. İşte Ölülerin Yolu’nda yaratmaya çalıştığımız buydu.” diye yorumluyor Dan Hennah. “Burası adımlarınızı ihtiyatla atacağınız bir yer.”

Alan Lee’nin Ölülerin Yolu için yaptığı tasarımda, ne ölü ne de diri olan askerlerin, zamanlarını geçirdikleri ve hayal gücünün yardımıyla devasa şehirlere dönüşen büyük kayalık yapılar vardı. Bunun için  Queenstown yakınlarındaki Deerpark Heights girişinde büyük siyah bir küre olan devasa bir dış mekan seti kuruldu. Yapım ekibi siyah polistiren duvarlara muhtelif basamaklar, kapılar, kuleler ve kubbelerden oluşan hasar görmüş binalar oydular. Yol setinde gerçekleşen bir heyelan sahnesi için WETA binlerce sentetik insan kafatası hazırladı.

DESTANSI SAVAŞLARIN ORTASINDA İNSAN DUYGULARI:

ZORLU SAHNELER VE GÖRSEL EFEKTLER

“Bu hikaye insan duygularına bağlanmış. Doğruluk, dürüstlük ve işleri düzgün yapma konusundaki duygularımıza sesleniyor.”

Minyatürler Görüntü Yönetmeni Alex Funke

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü’nde olaylar giderek şiddetlenir ve Minas Tirith yakınlarındaki Pelennor Çayırları’nda büyük bir savaş patlar. Bu bütün üçlemedeki en büyük savaştır; İnsanlar ile Sauron’un - Haradrim, Doğulular, Orklar, Mûmakil ve ayrıca komutanları Nazgül Efendisi önderliğindeki Yüzüktayflarından oluşan orduları arasındaki esas savaş. “Sauron, Miğfer Dibi’ni gölgede bırakacak büyüklükteki ordularını, tüm ağırlığıyla Minas Tirith ve Pelennor Çayırlarına yüklenmek üzere getiriyor. Bu, Miğfer Dibi’ni gölgede bırakacak büyüklükte bir kuşatma.” diye yorumluyor sorumlu yapımcı Ordesky.

Weta Digital, Minas Tirith kuşatmasını canlandırmak için savaş sahnelerinde rol yapacak gerçek aktör ve dublörlere eşlik edecek sanal bir ordu yaratma yoluna gitti. “Bölümü farklı farklı parçalar halinde çekemiyorsunuz, çünkü savaşın akışında devamlılık olması gerekiyor.” şeklinde yorumluyor Jackson. “Düşman askerlerinin savaş düzenlerini belirlememiz gerekiyordu. Nerede olduklarını, şehri ne hızda kuşattıklarını, kuşatma kulelerinin ne zaman öne çıktığını, ve mancınıkların ateş etme zamanlarını...  Bu tıpkı, gerçek bir savaş planı yapmaya, bütün stratejiyi belirlemeye benziyor.”

Minas Tirith’e yapılan saldırıda kullanılan pratik araçlardan birisi de zırhlı dağ Trolleri (devleri) tarafından çekilen ve içine yüzlerce Ork olan dev kuşatma kulesi Grond’dur. Bu büyük, kırıcı şahmerdan 30 metreden daha uzundu, demir zincirlerden sallanıyordu, ahşaptı ve kurt şeklinde bir baş kısmı vardı.

Bu filmdeki aktif katılımcılara olan ihtiyaç, Yüzüklerin Efendisi:İki Kule filmindeki Miğfer Dibi savaşındakine göre çok daha fazlaydı. “Miğfer Dibinde 10,000 Uruk-hai askeri vardı, Minas Tirith’teki düşman güçlerinin sayısıysa büyük olasılıkla 200,000 civarında” diye açıklıyor ressam Alan Lee.

Savaşı canlandırmak, hassas geometrisini anlayabilmek, bunun nasıl sahneleneceğini ve nasıl gerçekleştirileceğini çözebilmek için, çekime geçmeden önce defalarca tekrar edilmesi gereken görsel çalışmalar gerekiyordu. “Tolkien’in kitabındaki betimlemelerden yola çıkarak coğrafyayı kavrayabilmek, ölçekleri ve ebatları anlyabilmek için manzarayı bilgisayarda oluşturduk.” diye açıklıyor Jackson.

Büyük savaşın çekimleri Yeni Zelanda, Twizel’ın South Island bölgesinde bir koyun çiftliği arazisinde gerçekleştirildi. Bölgenin tam ortasına, oyuncuların ve ekibin konaklaması, ayrıca çekimlerde kullanılması için bir çadır kent kuruldu. “Kahvaltıda 1440 yumurta ve 400 somun ekmek dağıtılmıştı.” diye hatırlıyor yapımcı Osborne. “Ayrıca bir de kamera yolu inşa ettik. Böylece Rohirrim, Pelennor Çayırlarına doğru dört nala at sürerken, yaklaşırken atların ilerleyişlerini sarsıntısız bir biçimde görüntüleyebilecektik.”

Yeni Zelanda ve diğer ülkelrden yüzlerce binici ve at getirtildi. Ana karakterler ve belirli savaşçılar için özel olarak karakteristik dövüş tarzları geliştirildi. Çekimlerdeki canlı dövüş sahnelerinin çoğu efsanevi kavga sahnesi kareografı Bob Anderson tarafından yönetildi. “Yeni Zelanda’daki eli ayağı tutan bütün biniciler için ferman çıkarttılar.” diye geçmişe dönüyor Kral Théoden’in Rohan’lı savaşçı yeğeni Éomer’i canlandıran Karl Urban.

WETA Digital

Yüzüklerin Efendisi sinema filmlerinin arkasındaki görsel efektler ekibi hem Yüzük Kardeşliği hem de İki Kule filmleriyle En İyi Görsel Efekt dalında iki kez Oscar ödülüne layık görüldü.

Kralın Dönüşü filmindeki zorluk, hareketli bir sahnedeki canlılığı aynı şekilde, çok daha büyük bir ölçekte yakalayabilmekti. Weta Digital ekibinin pek çok yeni yaratık geliştirmesi gerekiyordu. Çok daha fazla miktarda Mûmakil, Felaket Yaratıkları, Kurtlar ve ayrıca Frodo’yu ağına düşüren ölümcül dev örümcek Shelob gibi. Bunların dışında önemli karakterlerden biri olan, Andy Serkis tarafından canlandırılan ve görüntüsü Weta’nın görsel efekt sanatçıları tarafından dijital olarak kaydedilen Gollum’un rolü devam ediyordu. Buna ek olarak, Pelennor Çayırları savaşında yer alacak çok daha büyük orduları canlandırması için WETA’nın sahibi olduğu Massive adı verilen bilgisayar programının geliştirilmesine devam ediliyordu.

Yüzüklerin Efendisi yapımındaki tüm diğer unsurlar gibi, görsel efektlerin oluşturulması süreci de, filmin her karesinde çarpıcı bir görsel ahenk elde edilmesi amacıyla - ister tek bir, isterse pek çok karmaşık efekt gerektirsin, ister minyatürde isterse Massive’de olsun - canlı çekimlerle uyum içerisinde gerçekleştirilmiştir. Jackson, görüntü yönetmeni Lesnie, görsel efekt sinematografısinden sorumlu Brian Van't Hul ve ekibinin bütün üyeleri, kendilerini yapımın her aşamasında çıtayı biraz daha yükseltmeye adamışlardır. “Bu ruh tüm yapım boyunca vardı. Oyuncularda, görsel efektlerde, kurgu bölümünde, müzikte, her şeyde...” “Sadece, gerçekten bu üç filmin en iyisini sunmak istedik.”

“Bence aynı yaratıcı ekiple çalışmaya devam etmenin büyük faydasını gördük, çünkü adeta kendi aramızda daha hızlı anlaşabilmemizi sağlayan bir dil geliştirmiştik.” yorumunu yapıyor ortak yapımcı Rick Porras. Porras ayrıca son filmin final sahnesinde bile hem oyuncuların hem de ekibin, Tolkien’in kitabını yanlarında taşımaya devam ettiklerini, sürekli olarak detaylar ya da ilham için ana kaynağa başvurduklarını belirtiyor. “Hiç kimse bütün olup bitenin nasıl başladığını unutmuyordu. Hiçbirimiz son anda testiyi kırmayı ya da insanların ilk filmi izlediklerinde aldıkları vaatleri yerine getirememeyi istemiyorduk. Ve sanırım başardık.”

Savaş yaratıkları

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü’ndeki devasa savaş sahnelerini oluşturmak, görüntüleri çekilen hareket ve ifadeleri, sayıları yüzlerden binlere çoğaltılarak, savaşan ordular haline getirmek için, Jackson bir kez daha Weta Digital’in bilgisayar programı Massive’den faydalanır.

Yardımcı yapımcı Jamie Selkirk, Pelennor Çayırlarındaki savaşın çok büyük olduğunu söylüyor. 600,000 Ork ve 6,000 Rohan atlısı. Olayın geçtiği yerde çekilen küçük sahnelerin, şu anki hale geleceğini hayal etmek bile mümkün değildi.  Olaya Pete’in görüş açısından bakmaya başlıyorsunuz. Filmin hangi güzergahta seyretmesi ve nasıl görünmesi gerektiğini çok net görebiliyor. Teknoloji gelişmeye başladığından beri görüş açısı da gelişti ve yapmayı istediği efektleri giderek daha fazla gerçekleştirmeye başladı. Artık hemen hemen istediği her şeyi yapabilir.

Aktörlerin ya da hayvanların (atlar, filler vb.) ölçüleri ve oranları dijital sanatçılara referans olması için kaydedilirken, görüntü kaydetme platformunda bir “hareket kütüğü” oluşturularak karakterlerin savaşta boy gösterebilmeleri için hareket, teknik, saldırı vb. hareketlerden oluşan bir kütüphane hazırlandı.

Maketten dijital yaratığa ve son aksiyona kadar tüm tasarım süreci Kralın Dönüşü’nde öne çıkan Mûmakil (FÜL), Felaket Yaratıkları ve Frodo’nun güçlü rakibi Shelob için ayrı ayrı tekrarlandı. “Her şey giderek zorlaşıyordu, çünkü oluşturmanız gereken yaratıklar çok doğal olmalıydı”. yorumunu yapıyor animasyon sorumlusu Randall Cook. “Bu karakterler doğa üstü olmanın tam aksine doğal temellere dayanıyor. Hareketlerini tamamen doğal yapmak için kendimizi zorladığımız karakterler var. 20 metre uzunluğundaki uçan felaket yaratıkları ve filleri andıran, ancak 8 katlı bina yükseliğindeki Mûmakil. Bu filmdeki hiçbir şey küçük değil. Asıl zorluk, sırtında 50 kişi varken fil benzeri bir yaratığı inandırıcı bir  şekilde nasıl yürütebileceğinizle başlıyor. Filler için yeni bazı doğal hareketler uyduramazsınız. Gerçek gibi göstermek zorundasınız, tek fark gerçek filden 3 kat büyük olmasıdır.”

Weta Digital’den Stephen Regelous’un geliştirdiği, devrim yaratan Massive programı, Yüzüklerin Efendisi:Yüzük Kardeşliği filminin girişindeki bölümde ve Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’de Miğfer Dibi Savaşı çekimlerinde kullanılmıştı. Yapay zeka teknolojisini sürekli olarak geliştirmek ruhunu taşıyan Massive’in çalışma mantığı, sadece insan askerler değil, savaşa katılan tüm farklı ırkların karakterlerine uygun “ajanlar” oluşturması ve her karakterin, kalabalık ortamda kendi kararlarını verebilmesine dayanıyor. Her “ajan”, tıpkı insanlar gibi görme, işitme  ve dokunma hislerini kullanarak, bulunduğu ortama doğal şekilde uyum sağlıyor. Her “ajan”ın ayırt edici fiziksel özelliklerinin yanı sıra cesaret, saldırganlık ve korkaklık gibi kendine has kişilikleri var. Böylece her yaptığı harekette, devam eden bir savaşın beklenmedik gelişmelerine ayak uydurarak eşi olmayan bir görünüm sergilemiş oluyor.

Massive’in simülasyonunu takip eden son adım yine Yeni Zelanda’da geliştirilen ve Grunt adı verilen bir cihaz aracılığı ile görüntünün kaydedilmesidir. Grunt’ın yaratıcısı Massive’in sorumlusu John Alitt’in amacı, piyasada bulunan tüm donanımlardan daha hızlı görüntü kaydı yapabilmekti.

Shelob’un gölgeleri

Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde yer alan tüm oyuncu ve ekip üyeleri, Peter Jackson’ın örümceklere karşı olan akıl almaz korkusunu çok iyi bilir. Bu, final filminin en ölümcül ve korkunç yaratığının, yönetmen için özel bir meydan okuması anlamına geliyordu. “Peter’ın örümcek korkusu var. Bu korku, Shelob’un tasarımını gerçekleştirirken ortaya çıktı.” yorumunu yapıyor Richard Taylor. “Tasarım ekibini Shelob’u gerçek bir böcek olarak görmesi için zorladı sürekli. Örümceklerde onu böylesine korkutan unsurlar neydi? Parlak bacakları, bacaklarının üzerindeki sert kabuktan çıkan ince tüyler, büyük altçeneleri, sarkık ve etli bedeni? Tüm bunları en ince detaylarına kadar anlattı. Daha sonra Shelob küçük heykelcikler ve görüntüsü taranabilir maketler olarak tasarlandı.”

Shelob’u çok daha şeytani bir hale getirmek, daha yaşlı ve gün görmüş bir  yaratığa dönüştürmek için, Taylor ve ekibi tasarımlarında, Jackson’ı çocukken korkutmuş bir örümcek türünü temel aldı; o da Yeni Zelana’ya özgü Tünel Ağ Örümceği idi. “Ailemin evinde, bu Tünel Ağ Örümcekleri’nin küçük küçük yuvalarının olduğu bodrum katında oyun oynardım.” diye hatırlıyor Jackson. “Ve oraya her gittiğimde, oynamak isterdim; ancak her zaman bunlardan birisine dokunmaktan korkardım ama bazen dokunurdum da. Böylece Tünel Ağı Örümceği’nden intikamımı, onu Shelob’un tasarımını kullanarak aldım.

Shelob fiziksel olarak mevcut olmasa da,  sadece maketlerde ve dijital görüntülerde yaşıyor olsa da, filmin yapımcıları onu mümkün olduğunca bu dünyaya ait ve inandırıcı bir şekilde oluşturmaya çalıştılar. “Shelob’un örümceklerin kendilerine has ürkütücü, korkunç tarzında hareket etmesini istedim.” diyor Jackson. “Örümceklerin beni korkutan yanları çok hızlı hareket ederek saldıracakları hedefi bulmaları ve sonra tekrar geri çekilmeleridir. Yakalamak istediğim görüntü buydu. Weta’daki animatörlere, Shelob’u, iri cüssesine rağmen, şaşırtıcı biçimde hızlı hareket edebilecek bir şekilde tasarlamalarını söyledim.”

“Shelob sahneleri beni korkutuyor” diye ekliyor. “İçimde kaçma hissi uyandırıyor, sanırım kendimi korkutmayı başarabildim.”

Jackson’a göre örümcek, Frodo için aşılması zor bir düşman. “Bu kötü örümcek, Hobbitlerin en sonunda ne kadar kırılgan olduklarını anlayabilmeleri için önemli bir rol üstleniyor.” diyor.


YENİ KARAKTERLER VE MEDENİYETLER

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü’nde pek çok yeni ve zorlu karakter, medeniyet ve yaratık var.

GONDORLULAR – Gondorlular, bir zamanların görkemli medeniyetinden geriye kalan, şu anda bir vekilharcın idaresinde olan, Kralların antik Şehri Minas Tirith sakinleridir. Gondor’un başkenti, The Gondorian capital, insanlığın Orta Dünya üzerinde daha belirgin ve etkin rol oynadığı dönemlerden kalan bir yadigardır.

FELAKET YARATIKLARI - Kralın Dönüşü’nde, Nazgûl’lerin her biri (yozlazmış Kralların ne ölü ne de canlı ruhları) Felaket Yaratıkları adı verilen, büyük ve yarasaların kanatlarına benzeyen derimsi kanatları olan uçabilen devasa bir yaratığa biniyorlar. Bunlar, eski dünyaya ait yaratıklar. Bu yaratıkların sırtındaki eyerlere oturan Nazgûller, çok hızlı yolculuk edip, Sauron’un krallığı üzerindeki her köşeyi görebiliyorlar.

NAZGÜL EFENDİSİ –Sauron'un karanlık güçlerinin kumandanı olan, Angmar’ın Büyücü Kralı olarak da bilinen Nazgül Efendisi, Minas Morgul kapılarının önündeki kuşatmayı yönetip Gondor’u istila etmeye ve Minas Tirith şehrini işgal altına almaya çalışıyor.

HARADRIM VE Mûmakil - Bu İnsan ırkı, Güney’den Harad ülkesinden geliyor. Mızrak, yay ve kavisli kılıçlarıyla bu savaşçı ırkın, savaştaki en büyük avantajı, Hobbitlerin FÜL olarak tanımladığı Mûmakil’dir. Bu muazzam yaratıklar, sırtlarındaki büyük savaş kulelerinin içinde doluşmuş Haradrim okçularını cephenin tam ortasına kadar taşımaktadır. Devasa ayaklarıyla insan ya da at diye ayırt etmeden düşmanlarını ezer, sivri uçlu fildişleriyle yollarına çıkan herkesi ve her şeyi kazıktan geçirirler.

SAURON’UN AĞZI - Kara Kapılarda, Sauron’un Ağzı olarak bilinen bir yaratık belirir. Yüzü, kafatası maskesini andıran bir zırhla örtülmüş, büyük siyah bir ata biner. Yüzüktaşıyıcının yakalanıp Kara Kule’nin işkence zindanlarına götürüldüğü yolundaki yanlış haberi bu yaratık iletir.

SHELOB – Dev bir örümceğe benzeyen bu yaratık, Cirith Ungol merdivenleri yakınlarındaki labirent şeklindeki mağarasında sinsice dolanır. Shelob burada bin yıldır, daha Sauron Orta Dünya’ya gelmeden yaşamakta, gölgelere ağ örüp ne yaptığının farkında olmayan ziyaretçileri avlayarak beslenmektedir.

MINAS TIRITH’TEN KIYAMET ÇATLAĞINA;

ÖNEMLİ MEKANLAR

“Bu, bir bakıma memleket, ana yurda duyulan sevgi ve endişe ile ilgili bir hikaye. İngiltere, Japonya, Namibya ya da her neresi olursa olsun, bence herkes bu ihtiyacı hisseder, yolculuğa çıktığımız zaman, içimizde esas yere dönmek isteriz - o Shire’a, o Gondor’a, o eve.”

-- Alan Lee

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü filminde görevleri, karakterleri Orta Dünya’yı katederek Batı’ya Mordor’a doğru götürür.

EDORAS ve DUNHARROW - Rohan’ın başkenti olan Edoras, İki Kule filminde görülmüştü. Rohirrim Minas Tirith’e giderken, Rohan’ın ileri karakolu Dunharrow’da dururlar.

ÖLÜLERİN YOLU – Ölülerin Yolu, Dwimorberg Dağı’ndan geçen tehlikeli ve akıldan çıkmayan  bir patikadır. Orta Dünya’nın İkinci Çağında, Dağların İnsanları, Gondor’un son kralı İsildur’a, Sauron’a karşı olan savaşında ona yardım edeceklerine dair yemin etmişlerdir. Ancak kendilerine ihtiyaç duyulduğunda dağlara kaçtılar ve ruhları orada kapana kıstırıldı. Isildur, ettikleri yemini yerine getirinceye kadar huzur içinde yatmamaları için onları lanetlemiştir. Şimdi, İsıldur’un varisi Aragorn, Ölülerin Yoluna giderek onların yardımını ister ve bir yandan da onlara ruhlarını kurtarmak için bir fırsat verir.

SAURON’UN BARAD-DÛR’DAKİ KALESİ - Zindanlarındaki işkence odalarından, savaş fabrikalarına, penceresiz hapishanele, büyük avlular ve tepesindeki devasa demir taca kadar yüzlerce metre yükselen Barad-dûr, tıpkı bir dağın zirvesi gibi görkemli ve ürkütücüdür. Kulenin tepesindeki sivri uçlu uzantılar arasında, Sauron’un dev gözü ışıl ışıldır, her zaman uyanık ve olan bitenin farkında, Yüzük’ü ve onu taşıyanı aramaktadır.

GONDOR: MINAS TIRITH, MINAS ITHIL/MORGUL, OSGILIATH - İnsanlığın büyük krallığı Gondor, Orta Dünya’nın İkinci Çağında Elendil tarafından kurulmuştur. İlk yıllarında, büyük şehirleri olarak sayılan Osgiliath, Minas Tirith ve Minas Ithil vardı. Ancak Nazgûl, Minas Ithil’i ele geçirmiştir, şimdiki adı Minas Morgul’dur. Bundan sonra Osgiliath ileri karakol olmaktan daha büyük bir önem kazanmıştır. Ak Dağların sona ulaştığı yerde Mindolluin Dağının görkemli zirvesi yer alır. Minas Tirith işte oradadır... Kralların büyük ve zarif şehri tepeye oyularak yerleştirilmiş 7 beyaz taş katmanı halinde inşa edilmiştir. Her katman bir duvar, kapı ve savaş mazgallarından oluşan halkalar şeklindedir. En üstteki kat, Cümlekapısından 215 metre yukarıda bulunmaktadır. En üstte Hisar yer almaktadır. Burası bütün Orta Dünya’daki en sağlam kaledir.

CIRITH UNGOL MERDİVENLERİ - Frodo ve Sam, Gollum’u, takip ederek, Mordor’a gizli bir giriş yolu olduklarına inandıkları dolambaçlı ve tehlikeli bir dizi basamakta ilerlerler. Cirith Ungol merdivenleri Shelob'un İni’ne çıkmaktadır.

SHELOB'UN İNİ – Frodo’nun Mordor’a açılan gizli bir tünel olduğuna inanarak getirildiği, örümcek ağları ve asit izleriyle dolu, Orodruin Dağındaki bir mağara.

HÜKÜM DAĞI - Ateş Dağı, Sauron’un Tek Yüzük’ü yarattığı ve yok edilebileceği tek yer.

GRİ LİMANLAR - Ayrıkvadi ve Lothlórien’den ayrılan Elf’lerin gittikleri yer. Buradan gemilere binerek denizları aşıp batıya doğru ilerleyecekler.

PELENNOR ÇAYIRLARI - Minas Tirith’in aşağılarında Sauron’un güçleriyle insanlar arasındaki büyük savaşın gerçekleştiği yer.

KARA KAPI - Ork bölükleri tarafından korunan Mordor’un tehilikeli girişi.

Kaynak : "Umut Sanat"
Tekyuzuk.com Arşiv


Sauron

Yazar İsim: Sauron
Irk: Maia  Sınıf: Yüzüklerin Efendisi  Kriter: Kaotik Kötü

Yorum yazmak için lütfen üye olunuz

SON RESİMLER

SON VİDEOLAR

Bulunduğun sayfa: TOLKIEN'İN ESERLERİ YÜZÜKLERİN EFENDİSİ HAKKINDA Yüzüklerin Efendisi : Kralın Dönüşü - Detaylı Bilgiler